HDI Fibaemeklilik'in Genel Müdür Yardımcısı Erhan İleri, bireysel emeklilik sisteminde 10 milyondan fazla katılımcının bulunduğunu belirtti. Ayrıca, Olağanüstü Hallerle İlgili Kanun'un katılımcı sayısını artırmasıyla bu rakamın 17 milyona ulaştığını ifade etti. Toplam fon büyüklüğünün ise 1.4 trilyon lirayı aştığı bilgisini veren İleri, sektör içerisinde fon yönetim şirketlerinin ortak değerlendirme noktalarına dikkat çekti.
Bireysel Emeklilik Sisteminin Durumu
Geçtiğimiz yıl içerisinde Türkiye'nin yaşadığı ekonomik risklere rağmen, bireysel emeklilik fonlarının kazancı dikkat çekici bir şekilde artarak yüzde 55 seviyesine ulaştı. Aynı dönemde enflasyon oranının yüzde 30 olduğuna dikkat çeken İleri, bu durumun bireysel emeklilik sisteminin sağlıklı bir şekilde devam ettiğini gösterdiğini vurguladı. Gönüllü bireysel emeklilik fonlarındaki getirilerin daha da yüksek olduğunu dile getiren İleri, yatırımcıların bu alandaki ilgisinin artmaya devam ettiğinin altında yatan nedenlerden birinin, sunulan çeşitlilik olduğunu ifade etti. Fon yönetim şirketleri, her bir yatırımcıya tek bir fon yerine, birden fazla seçenek önererek portföylerin daha sağlıklı bir şekilde yönetilmesini hedefliyor.
Fon Çeşitliliği ve Yönetimi
İleri, fonların tek bir türde toplanmadığını ve bu yüzdendir ki yalnızca fon toplamının yüzde 9'unun tek bir fonda bulunduğunu açıkladı. Üç veya daha fazla fonun ağırlık kazanması, bireysel emeklilik sisteminin farklılıklarından biri olarak öne çıkıyor. Bu çeşitlilik, yatırımcılara daha fazla fırsat sunarak risklerini yönetmelerine olanak tanıyor. Portföy yönetim şirketlerinin önceliği, yatırımcıların ihtiyaçlarına uygun çeşitli paketler sunmak olarak belirleniyor. Bu sayede, her bir birey kendi risk profilini ve yatırım hedeflerini doğru bir biçimde yönlendirebiliyor.
Yaş ve Risk Algısı
Yatırım tercihlerinde yaş faktörünün belirleyici bir rol oynadığına da değinen İleri, 18 yaş altındaki bireylere doğrudan hisse senedi önerildiğini belirtti. Bunun yanı sıra, yatırımcıların risk algısının da oldukça önemli olduğunu vurguladı. Emekliliğe yaklaşan yatırımcılar, risk düzeyi yüksek olan fonlardan uzak durmaları konusunda uyarılırken, sisteme yeni katılanların daha risk alarak birikim yapmak için çaba gösterdiklerini ifade etti. Zamanla, yatırımcıların daha az riskli fonları tercih etme eğiliminde oldukları gözlemleniyor.
Cinsiyetin Fon Seçimindeki Rolü
Erhan İleri, fon seçiminde cinsiyetin de etkili olduğunu vurguladı. Kadınların genellikle altın fonlarını tercih ettiğine dikkat çekerek, altın fonlarının toplam fonlar içindeki payının yüzde 40 olduğunu söyledi. Kadınlarda bu oran ise yüzde 50 seviyesine ulaşıyor. Bireysel emeklilik sisteminde kadınların katılım oranı yaklaşık yüzde 40 civarında. Cinsiyetin yatırım tercihlerini etkileyen önemli bir faktör olduğunu belirten İleri, bu durumun genç yatırımcıların daha riskli tercihler yaparken, kadınların daha istikrarlı ve güvenli ürünlere yönelmesiyle sonuçlandığını ifade etti.
Fon Dağılımındaki Değişiklikler
Fon dağılımındaki değişiklikler üzerinde duran İleri, mevcut fonların bugünün beklentilerini yansıtırken, geleceğe yönelik potansiyelleri de göz önüne alması gerektiğini belirtti. Son yıllarda altın ve gümüş yatırımlarında önemli getiriler elde edildiğini belirtirken, bu değerli madenlerin yıllık kazançlarının yatırımcılara sağladığı avantajları da vurguladı. 2023 yılı itibarıyla ise hisse senedi fonlarının daha öne çıktığı gözlemleniyor. Son bir ay içinde değişken fonların popülaritesinin arttığını ifade eden İleri, bu durumun portföy yönetim şirketlerinin işleyişindeki başarıyı da işaret etti.
Geleceğe Yönelik Yatırım Stratejileri
Son olarak, fon katılımcılarının geleceğe yönelik seçimlerini yaparken daha çeşitlendirilmiş portföylere yönelmelerinin faydalı olacağını belirtti. Altın, hisse senedi ve tahvil gibi birçok ürünün bulunduğu değişken fonların daha dengeli bir yatırım stratejisi sunduğunu vurguladı. Ayrıca, para piyasası fonlarının yüksek getirisi sebebiyle portföylerde yüzde 50 oranında yer alabileceği, güvenlik sağlaması açısından altın fonlarına da yüzde 25, diğer potansiyel fırsatlar sunan hisse fonlarına ise yüzde 25 oranında yer verilmesinin makul olduğu ifade edildi. Yatırımcıların, mevcut piyasa koşullarında para piyasalarına yönelmeye başladığı ve gelecekte hisse fonlarına geçiş yaptıkları gözlemleniyor.