Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) yeni Yönetim Kurulu üyeleri, basın mensuplarıyla ilk kez bir araya geldi. TSB Başkanı Ahmet Yaşar, toplantıda Türkiye'nin sigorta sektörünün ekonomiye katkısını vurguladı. Toplantının yapıldığı Swiss Otel'de gerçekleşen etkinlikte, Yaşar “Öncelikli hedefimiz, prim yazmak değil, koruma açıklarını kapatmak” ifadeleriyle dikkat çekti. Basın toplantısında hem sigorta sektörüne hem de acentelere yönelik önemli mesajlar verdi.
Basın Toplantısının Detayları
Sektör basını ve temsilcileri arasındaki bu önemli buluşma, sigorta sektörüne dair güncel meselelerin tartışılması adına büyük bir fırsatı oluşturdu. Ahmet Yaşar'ın başkanlık görevi aldıktan sonra ilk kez basın karşısında düzenlediği bu etkinlik, TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı ve Yönetim Kurulu Üyeleri'nin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, Yaşar’ın sigorta sektörü ile Türkiye ekonomisi arasındaki bağlantıyı güçlendirmeleri gerektiğini vurgulaması dikkat çekti. Önümüzdeki dönem hedeflerinin sadece prim üretimi değil, bireylerin ve işletmelerin korunması üzerine yoğunlaşacağını ifade etti. Yaşar ayrıca, fiyat odaklı değil, uzmanlık ve danışmanlık liderliğine yönelmesi gerektiğinin altını çizdi.
Hedefler ve Vizyon
Ahmet Yaşar, toplantı sırasında TSB’nin 2030 yılı hedeflerini de açıkladı. 2025 yılında %2,6 olan sigortalılık oranını 2030 yılı itibarıyla %5'e yükseltmeyi planladıklarını belirtti. Bunun yanı sıra, toplam prim üretimini 500 milyar dolara çıkarma hedefi de gündeme getirildi. Yaşar, koruma açıklarının giderilmesinin, Türkiye'nin ekonomik istikrarı açısından kritik olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, DASK ve konut sigortaları gibi çeşitli poliçe türlerinin artırılması gerektiğini savundu. TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı, bireysel ve KOBİ'lerde koruma açığının %90, sanayi işletmelerinde ise %20 olduğunu belirtti ve bu açığın kapatılması için çabaların artırılması gerektiğini ifade etti.
Zorunlu Afer Sigortası ve Gelecek Beklentileri
Yaşar, toplantıda Zorunlu Afer Sigortası'nın (ZAS) Meclis gündemine alınmasının beklendiğini ve yasalaşması durumunda 2026 yılında Antalya'da gerçekleştirilecek COP 31 Zirvesi'ne yetiştirilmesinin hedeflendiğini kaydetti. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik ve SEDDK Başkanı Davut Menteş ile gerçekleştirdikleri toplantıların olumlu geçtiğini belirtirken, bu süreçlerin sigorta sektörüne olumlu yansıyacağını ifade etti. Ayrıca, Neova Sigorta Genel Müdürü Neslihan Neciboğlu'nun kefalet sigortaları üzerine yapmış olduğu esprili yorumlar, sektörün liderleri arasında da güçlü bir iş birliğinin mevcut olduğuna işaret ediyor. Neciboğlu, kefalet sigortalarında mevzuat sorunlarının çözüme kavuşturulması gerektiğine dikkat çekti ve bu bağlamda sektörün gelişmesine katkıda bulunacak adımların atılması gerektiğini kaydetti.
TSB'nin dünkü basın toplantısında, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ele alındı. BES'teki devlet katkısının, sistemin başarısında kritik bir rol oynadığına dikkati çeken TSB Yönetim Kurulu Üyesi Serkan Uğraş Kaygalak, 2026'nın başında devlet katkısının yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürülmesinin, sistemden ayrılmak isteyenlerin ikna edilmesinde olumsuz etkilere yol açtığını belirtti. Ayrıca, satış alanına odaklanarak sisteme girişleri artırma çabası içinde olduklarını ifade etti. TSB Başkan Yardımcısı Ayhan Sincek ise, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi'nin (TES) işverenler üzerindeki yükü artıracağı için bu yıl uygulanmasının zor olduğunu dile getirdi. Sektör, Otomatik Katılım Sistemi'nde (OKS) fon çeşitliliğinin artırılmasına yönelik düzenlemeler beklediklerini vurguladı. Ayrıca, yatırım fonlu hayat sigortalarının da gerekli düzenlemelerin yapılmasının ardından bu yıl devreye alınmasının hedeflendiğini aktardı.
BES'te Devlet Katkısı ve Çıkışlar
Bireysel Emeklilik Sistemi'nde devletin katkısı, sistemin sürdürülebilirliği ve büyümesi açısından son derece önemli. 2026 yılı itibarıyla devlet katkısının azalacak olması, katılımcıların sistemden ayrılma eğilimini artırabilir. TSB Yönetim Kurulu Üyesi Serkan Uğraş Kaygalak, bu durumun katılımcıların ikna edilmelerini zorlaştırdığını ifade etti. Bu nedenle, satış odaklı çalışmalar yaparak daha fazla insanı sisteme çekmeye yönelik stratejiler geliştirmeyi planladıklarını belirtti. Bu durum, katılımcı sayısını artırmanın yanı sıra, emeklilik tasarruflarının geleceği için de kritik bir gelişme. Ayrıca, sektörün altında yatan bu dinamikler, devletin katkısının kaybıyla birlikte yeni bir strateji geliştirme ihtiyacını doğuruyor.
Koruma Açığına Dikkat
TSB Başkan Yardımcısı Fahri Uğur, sigorta sektöründe en çok konuşulan konulardan birinin fiyat tartışmaları olduğunu belirtiyor. Ancak Uğur, bu tartışmaların ötesine geçip koruma açığını kapatmaya odaklanmak gerektiğinin altını çizdi. Türkiye'de sigorta penetrasyon oranlarının henüz arzu edilen seviyede olmadığını vurgulayan Uğur, DASK'taki yüzde 58'lik oranının kabul edilemez olduğunu düşünüyor. Bu oranı artırmak için kamu kurumlarıyla işbirliği yaparak çalışmalara devam ettiklerini belirtiyor. Koruma açığını azaltmayı hedefleyen bu çalışmalar, toplumun sigorta bilincinin artırılması açısından büyük önem taşıyor ve herkesin sigortaya erişimini kolaylaştıracak adımlar atmayı gerektiriyor.
Katılım Sigortacılığı ve Gelecek Potansiyeli
TSB Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Neciboğlu, katılım sigortacılığının son zamanlarda kayda değer bir gelişim gösterdiğini ifade etti. Bu uygulama, sigorta sistemine dahil olamayan kesimlerin güvence mekanizmasına katılmasına olanak tanıyarak büyük bir önem taşıyor. Katılım sigortacılığı, sadece alternatif bir model oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda sigorta penetrasyonunu artıracak önemli bir büyüme alanı olarak değerlendiriliyor. Neciboğlu, bu alanda 70 milyar TL’yi aşan bir üretim hacmine ulaşıldığını belirterek, hayat dışı sigortalarda yüzde 6,4, hayat ve emeklilik tarafında ise yüzde 1,6 pazar payına sahip olduğunu ifade etti. Gelecek dönemde bu alanın daha hızlı büyüme potansiyeline sahip olduğuna dair inancı, sektördeki gelişmelerin yönünü belirleyebilir.