• 8817
  • 4

Hızlı ve yavaş düşünme

Yaklaşık 2 aydan beri MEB’in ve YÖK’ün eğitimle ilgili verdiği kararları incelediğimde, toplum olarak hızlı düşündüğümüze karar verdim. Çok kısa zamanda karar verip kabul edilen, sonra toplumsal baskı ortaya çıkınca modellerin yamalı bohçaya dönüştüğüne şahit olmaya başladık. Bu durum,  yerleşik özellikler göstermeyen göçer toplumlarda “göç yolda düzülür” algısından başka bir şey değildir.

2002 yılı Nobel ödüllü yazar ve bilim insanı Daniel Kahneman’ın “Hızlı ve Yavaş Düşünme” adlı bir kitabı yayımlandı. Bu kitap, hızlı ve yavaş düşünen kişileri, örgütleri, yönetimleri konu edinir. Türk toplumu, kitapta yazılan bilgilere göre hızlı düşünmekte ve hızlı karar almaktadır. Bu yüzden de kararlar sürekli değişmekte ya da uygulanma sürecinde sorunlar ortaya çıkmaktadır.

YÖK, Üniversiteye giriş sistemini TYT ve YKS olarak belirledi ve sabah Matematik, Türkçe, öğleden sonra da Fizik, Kimya, Biyoloji, Türk Dili Edebiyatı, Matematik, Coğrafya alanlarından, 1 gün sonra da yabancı dil sınavını yapacağını açıkladı. Bu yönetsel anlayış hızlı düşünmenin ürünüdür. Böyle bir karar vermeden önce eğitimcilerle, öğretmenlerle ve psikologlarla görüşülmesi, enine boyuna tartışılması gerekirdi. Çünkü sınavı bu şekilde yapmanın hiçbir mantıklı gerekçesi olmadığı gibi, acele etmeye de gerek yoktu. Kamuoyundan baskı görünce TYT’ye Fizik Kimya Biyoloji, Tarih, Coğrafya, Felsefe, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi sorularını eklemek zorunda kaldılar. YKS’de pazar gününe alınarak sorun çözüldü.

TYT’de Tarih ve Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersini kapsam dışına almak, ortaöğretim sistemine hançer sokup öldürmekten başka bir anlam taşımamaktaydı. Çünkü sınavda soru çıkmayacak bir dersi ve öğretmenini öğrenciler çok fazla ciddiye almaz. Sorunun bu kısmını bir tarafa bırakalım, önerilen modelle Diyarbakır’ın nerede olduğunu bilmeyen doktor, böbreğin yerini gösteremeyen avukat yetiştirme riski vardı. Sivil Toplum Örgütleri tepki verince, model 3 defa değiştirilmek zorunda kalındı. Karar süreçleri etkili olarak işe koşulmuş, model kamuoyuna açıklanmadan önce her yönü ile tartışılıp araştırılmış olsaydı, muhtemelen yaşanan sorunların yüzde 90’ı ortaya çıkmadan önce çözülmüş olurdu.

Aynı sorun ortaöğretime geçiş içinde söz konusudur. Kasım ayına kadar model belirleyemeyen ve belirlediği modelleri sürekli reddedilen MEB, Mahalli Yerleştirmeyi baz alan bir model sundu. Modelin çatısı iyi olmasına rağmen, %16’lık dilimle öğrenci alan, pansiyonu olan, köyden gelen ve dar gelirli ailelerin çocukları için umut kapısı olan okullarla ilgili bir düzenlemenin yapılmamış olması önemli bir sorundur. Bu model yatılı okuyan çocuklara bir darbe indirmektedir. Bu modelde not ortalaması önemini yitirmiştir. Eğer puanlar eşitse, not ortalamasına göre işlem yapılacaktır. Bu duruma göre, not ortalaması sadece %10’luk dilim için geçerlidir. Ayrıca 5 dersten 60 soruya 90 dakika süre vermek kapsam geçerliliğini yok etmekten öte hiçbir işe yaramayacaktır. Mahalli sistemde okul müdürleri daha fazla siyasal ve sosyal baskıya maruz kalacaktır. Bu durumu hızlı düşünmenin bir sonucu olarak görmek gerekir.

Devlet aklı denen bir kavram vardır. Aslında devlet aklı ile, hem geçmişi, hem yaşanan anı hem de geleceği irdeler. Yaşadığı her olay bir ders çıkarma ve öğrenme sürecidir. Karar alırken devletler, devlet aklını işe koşar. Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi sırasında bataklıktan orduyu geçiremez. Atalarından öğrendiği tekniği kullanır. Bu teknik koyunların yapağılarını bataklığın üzerine atmaktır. Yapağı bataklığın üzerinde iken, amortisör gibi vazife görür. Atlar ve arabalar bataklığa saplanıp kalmaz. Bu uygulamayı II. Dünya Savaşı’nda Mussolini tankları bataklıktan geçirmek için kullanmıştır.
Hızlı düşünmek, aslında yanlış problem çözmenin habercisidir. Derslerini yürüttüğüm bir gruba 5 tane zekâ testi vermiştim. 5 soruyu çözmek için başlama ile bitirme arasındaki süreyi ve doğru oranını incelediğimde, testi kısa zamanda teslim edenlerin çok fazla hata yaptıklarını, testi geç teslim edenlerin ise doğru yapma oranlarının fazla olduğunu gördüm. Testi geri dağıtıp incelemelerini istediğimde, öğrenciler yanlış yaptıkları sorulardaki ipuçlarını hızlı düşündükleri için göremediklerini söylediler. Bu durum hızlı düşünmenin bir sonucudur. Okullarda öğrencilerin yavaş düşünme ve sorunu tamamen anlayıp ondan sonra sorunu çözmeye çalışmasını beklemek ve bu beceriyi kazandırmak, hatasız sonuçlara ulaşmada etkili olacaktır. Aynı zamanda karar vermek için yeterli ve güvenilir veri kaynağına ihtiyaç vardır. Veri olmadan karar vermek, bireysel ve kamusal kaynakları heba etmektir.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARA AİT TÜM YAZILAR

YORUM YAZ

Güvenlik Kodu
Lütfen Dikkat Lütfen Dikkat: Bu sitedeki içeriklere yapılan yorum ve düşünceler tamamıyla yorum sahiplerine aittir. Küfür, hakaret, ırkçılık, siyasi, spam, ticari reklam vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz, bu yorumları yapan kişiler sistem tarafından yasaklanır.

YORUMLAR

  • Toplam Yorum

Ahmet AZİZOĞLU

12 Kasım 2017 Pazar 22:58

Hükumet, Onuncu Beş Yıllık Kalkınma Planını yeni okumaya başladı.Planı hazırlayanlarla iştişare etme zahmetinde bulunmuyor.Sistem uydurulmaya çalışılıyor.

Öznur güner

12 Kasım 2017 Pazar 14:35

Ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır.

Emin EĞRİ

11 Kasım 2017 Cumartesi 21:49

Hızlı düşünmek bir meziyetse, sonucun doğru olması ile değer kazanır. Biz de ise; hızlı ve yanlış düşünme ön plandadır. Aslı ise her konuyu uzmanlara bırakmaktır. Çok bildiğini sananlar çok yanılanlardır. Eğitim ise böyle hızlı düşünüp yanlışı 12 den vuran akıllarla olmaz!

Orhan Genç

11 Kasım 2017 Cumartesi 18:10

Hocam yüreğinize elinize sağlık keyifle okudum

Bursa Web Tasarım