• 482
  • 0

Zarrab ve Türkiye'nin Bekası

27 Kasım 2017 Amerika’daki Zarrab dosyasında bazı şeyler daha bir netlik kazanacağa benzer.

Söylentilerin ardı arkası kesilmiyor. Kimisi Zarrab’ın itirafçı olduğu ve Halk Bank Genel Müdür yardımcısı ve Zafer Çağlayan’dan sonra daha nice isimin dava dosyasına girip suçlanacağı söyleniyor. Bu kişiler arasında Emine Hanım, Bilal Erdoğan ve hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahi gösteriliyor.

Bu konuda ne çıkar bir öngörüde bulunmak zor; hepimiz ayın 27’sini bekleyip göreceğiz. Ancak nedir bu Zarrab olayı önce bunu bir açıklamaya çalışalım.

Rıza Zarrab İran asıllı genç bir iş adamı. Magazin dünyasında Ebru Gündeş’in kocası diye boy gösteriyor.

Zarrab’a yapılan suçlama kısaca İran ambargosunu delmek.

Zarrab’ı konuşacaksak önce şu an İran’da idam cezasına çarptırılan Sarışın Milyoner Bebek Zencani’yi tanıyalım. İran neredeyse 37 yıldır ambargo ile yüz yüze olan bir ülke. Dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz üreticisi. Özellikle Ahmedinejad zamanında nükleer projeleri dolayısıyla Batı tarafından İran’a uygulanan ambargo daha da sertleşmişti. Hatta bu ambargo İran’dan petrol alan ülkeleri bile bağlıyor; deyim yerindeyse İran’ın eli kolu bağlanıyordu.

Ekonomisinin tamamını petrol ve doğalgaz ihraçlarına borçlu olan İran bir yol bulmalıydı. İşte Zencani B planı olarak burada devreye girdi. Zencani İran petrollerini kurduğu müthiş bir sistemle satıyor, parayı İran’a sokuyordu. Dolayısıyla Zencani’nin çevre ve ilişkide olunan her ülkede Zarrab gibi adamları vardı.

İşin özü şu; Zencani şebekenin başıydı, Türkiye ayağı Zarrab ve diğer ülkelerde de Zarrabvarileri vardı.

Peki yöntemleri nasıldı? Zencani ve adamları (tabi İran Hükümetinin bilgisiyle) dünyanın her yerinde sayısız sektörde şirketler kurdu, satın aldı. Tanker filoları, havayolu şirketleri, limanlar vs vs. İran’ın ambargodan dolayı satamadığı petroller önce küçük tankerlerle büyük tankerlere taşınır. Sonra doğru Malezya’ya. Oradan Hindistan, Kore, Singapur gibi spot petrol piyasasında satılır. Paralar külçe altına çevrilir ve uzakdoğudaki büyük bankalarla piyasaya sokulur. Peki, yüklü miktarda altın İran’a nasıl sokulur? Çünkü miktarlar çok büyüktür. Zencani’nin mahkemede verdiği bilgiye göre günde 2 milyon varil satıldığı oluyormuş. Yine Zencani’nin verdiği bilgilere göre yılda 170 milyar dolarlık kara para piyasaya sokulmuş. Müthiş bi rakam tabi bu.

Uzakdoğuda bulunan külçe altınlar, şebekenin ilişkide olduğu finans kuruluşlarınca finanslatılır. Sonra Türkiye’de satın alınan havayolu şirketleri aracılığıyla Türkiye’ye getirilir. Altınlar değerli taş mahiyetinde gümrüklenerek Dubai’ye nakledilir. Dubai’de bu külçe altınlar işlenip ziynet eşyasına çevrilir ve kısa yoldan İran’a gönderilir. Nihayetinde İran’da tekrar eritilip külçeye çevrilir ve İran ekonomisinde yerini alır. Nasıl dehşet bi sistem değil mi.

Tabi bu süreçte ilişki kurulan, para trafiğinin geçtiği ülkelerde rüşvet çarkı kaçınılmazdır. Zaten bu öngörülmüştür, kayıp önemsiz sayılır ve milyarlarca dolar rüşvet dağıtılır. Burada memur Teoman’ı hatırlayın; maalesef herkes memur Teoman değildir. Yine Zencani’nin ifadesine göre sadece Türkiye’de dağıtılan rüşvet 8,5 milyar dolardır. Rüşveti dağıtan Zencani’nin Türkiye kolu Rıza Zarrab’ın ta kendisidir.

Anlayacağınız kime ne kadar para verdiğini Zarrab bilir. Her şeyi İran devletinin bilgisi dahilinde ve İran’ın menfaati için yaptığını söylese de Zencani; idam kararından kurtulamaz. Çünkü anlaşma gereği dağıtılan rakamlar yani masraflar haricinde 20 milyar dolar gibi bir rakam daha kayıptır.

Zencani idamını bekleye dursun Zarrab şu an Amerika’da. Ve işin açığı tutuklu mu yoksa anlaşmalı mı, Türkiye’ye karşı bir koz mu bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey Türkiye yanında birkaç ülkeyle beraber kara para aklama merkezi, ambargoyu delen ülke pozisyonunda. Yani Zarrab Türkiye’deki ilişki trafiğini bir açıklarsa ucu kimlere, hangi devlet kurumlarına dokunur bilemeyiz. Ancak bu Türkiye’yi uluslararası arenada ne duruma sokar onu az çok tahmin edebiliriz. Üstelik paraların bir kısmının El Nusra, Ahrar Şam, IŞİD, Hizbullah gibi terörist yapılara Türkiye, Dubai ve İran üzerinden geçtiği iddiası var.

Hal böyleyken Türkiye kara para aklama merkezi ve ambargoyu delen ülke suçlamasının yanında teröre finansman olan devlet konumuna düşürülebilir.

Teröre finansman olan devlet demek uluslararası anlaşmalara göre terörist devlet demek. Terörist devlet suçlaması Türkiye’yi nereye götürür varın onu siz düşünün.

Benim fikrimi sorarsanız; 15 Temmuz ihanetinden beri birçok siyasi hamleye, başkanlık sistemine vs geçişte öne sürülen “Türkiye’nin bekâ sorunu var” dedikleri konu da budur. Türkiye’nin terörist devlet statüsüyle müdehaleye uğrama riski.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARA AİT TÜM YAZILAR

YORUM YAZ

Güvenlik Kodu
Lütfen Dikkat Lütfen Dikkat: Bu sitedeki içeriklere yapılan yorum ve düşünceler tamamıyla yorum sahiplerine aittir. Küfür, hakaret, ırkçılık, siyasi, spam, ticari reklam vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz, bu yorumları yapan kişiler sistem tarafından yasaklanır.
Bursa Web Tasarım