• 3237
  • 0

Kısaca "kartaca yıkılmasa da olur; artık..."

Takvim yaprakları çok mühimdi; benim çocukluğumda.. Rahmetli anneannem biriktirdiği takvim yapraklarını okuturdu bana..
 
 
Ben de üzerindeki ayet ve hadis-i şeriflerden başlayarak her satırını okurdum büyük bi zevkle...
 
 
Yemek menüsüne kadar, günün erkek ve kız isimleri en sonda olacak şekilde TAKVİM yaprağını  şerh ederdim rahmetliye.. Dedem varsa o da katılırdı muhabbetli takvim yaprağı sohbetimize..
 
 
Ve kesinlikle yırtılmaz, saklanırdı bi yerde.. Hele bi gün ortadan yırttıydım kazara ama birleştirip okuduktan sonra tam çöpe atacakken "oğlum hiç çöpe atılırmı günahtır, üzerinde peygaberimizin sözleri var" dediydi; hiç unutmadım...
 
 
Eskiden sohbet konuları bile SAATLİ MAARİF takvimlerinin vaz ettiği gündeme göre şekillenirdi çoğu zaman.. Hele köydeysek zaten herhangi bi iletişim medyası da yok...
 
 
Radyolu günler bile başlamamışken takvimin maarif tedrisatından geçerdik hepimiz..
 
 
Tarihte bugün Barbaros Hayrettin Paşa Andrea Doryayı Preveze de perişan etti... Zaten 945 yılının,cemaziyülevvel ayının 4 günüydü, o gün...
 
 
Bir adamın yılanla olan hikayesi ve ardından efendimizin bi hadisi "komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir" ve ardından zambak çiçeğinden yapılan sabunun faydaları ve en sona doğru da günün yemek listesi; tarhana çorbası,etli fasulye ve bulgur pilavı ve erkeklerde harun, kızlarda munise ismi vs ile devam ederdik "yaprak"daki yolculuğumuza ...
 
 
Ve kesinlikle çöpe atılmayacak ama...
 
 
Babam vefat  ettikten sonra da çekmecesini anahtarla açtıktan sonra içinden,bi kaç son havadis gazetesi küpürü ve --bolca-- kenarına "ESKİ YAZI" ile babamın  not düştüğü takvim yaprakları çıkmış idi...
 
 
Belki yüzlerce.. Uzun zaman onları okudum idi..
 
 
Bi kaç tane ses mecmuası; 60 ihtilaline ait.. "Demirkırat"cıydı babam..
 
 
O takvim yapraklarının üzerine düşülen eski yazı notlarını ise hiç okuyamadım ama..Şimdiki aklım olsaydı onları çözmeye çalışırdım eski yazıyı öğrenip :((..
 
 
Heyhat, vakit çok geç; zira o takvim yapraklarının alayısını evden eve taşınırken kaybettik bi şekilde...
 
 
Takvim yapraklarından havadis devşirip sohbet ettiğimiz o yıllar çok güzel yıllardı..
 
 
Takvim yapraklarını hala yırtıp atamam,bi kenara koyar ve kendiliğinden ne olacaksa onun olmasını beklerim sinsice. :)))..
 
 
*******
 
Konu takvim yapraklarına gelmişken merhum Özal'ın devri de aklıma geldi birden..
 
 
Değişimin, ilk ciddi değişimin başladığı yıllardı.. Hiç alışık olmadığımız bi sürü kavram ve vaka ile karşılaşıyorduk...
 
 
Özal rahmetli sporla ve bilakis futbolla da çok alakalıydı... Hatta gerçek manada çim saha ile ilk o zamanlar tanıştıydık desem spor tarihçilerinin uzmanlık alanına girmiş olmam herhalde... :)))
 
 
Yeni stadyumlar yapılırken çim sahasına özel bi önem veriliyordu ama nedense maç oynanırken o çimler havalara uçuyordu ve sporcular için zorluk yaratıyordu; tabii bu bizim seyirci olarak gözlemimiz.. Sanki hamurdan yapılmış tutkal ile yapıştırılmış gibiydi çimler...
 
 
Derken bir gün bir spor yazarı bu konuyla alakalı yazısında bi vaka anlattıydı...
 
 
--Gerçi bu seküler menkıbeyi daha sonrada kıssadan hisse alın faslından çok okuduk başka başka vakalara maledilerek ama benim hafızamda ilk o spor yazısında okumuştum diye yer etti...--
 
 
Hikaye şuydu... Biz bu stad çim İLMİNİ İngiltereden öğrenmek istemişiz.. Oraya giden bi heyet de burada edindiği izlenimleri  ÖZÜMSEMİŞve oradan aldığı "ÇİM ilmi"ni burada uygulamaya koymuşlarmış...
 
 
Ama gel zaman git zaman herşey orada öğrenildiği gibi yapılmasına rağmen iyi bi çim saha yapamıyormuşuz...
 
 
Sonunda bu konuyla ilgili bi ricada bulunulmuş İngilteredeki ilgililere;onlarda uzman bi heyet yollamışlar buraya...
 
 
Tabi tetkik ve incelemeler başlayınca bizim heyetten bi yetkili
 
 
--" azizim biz sizden öğrendiklerimizi aynıyla uyguladık burada.. Ama sonuç gördüğünüz gibi.. Niye olmuyor bize sarahaten anlatın ne olur, "demiş..
 
 
Yaşlı başlı bi İngiliz yetkili bu sual üzerine bizim genç yetkiliye dönerek
--"My darling siz ne kadar zamandır emek sarfediyorsunuz bu çim saha işine?..."
--"İki yıldır geceli gündüzlü çalışıyoruz, efendim.. Ama sizin Londradaki parklarınızdaki kıvamda bile çim saha elde edemedik"... 
--"Sizin Londrada gördüğünüz o parkların en yenisi 500senelik, daha yolun başındasınız... Hele biraz emek sarfedin, hele biraz aksiliklerle, olumsuzluklarla hemhal olun sizin çimlerde toprağa alışır, kök salar, böyle iğreti durmaz üzerinde" demiş..
 
 
Ve ilave etmiş  "çim bile toprakta geleneksiz kökleşmez ..."
 
 
Bizimkilerin ne dediğini bilmiyorum ama işe daha bi sabırla eğildikleri kanaatindeyim daha sonra yavaş güzel çim sahalarımıza kavuştuk..
 
 
Gelenek ve sabır... İlginç bi ikili...
 
 
Sevgi ve dua ile hemhal olasınız...
 
 
...hamiş... Senator Cato'nun ruhu içime mi kaçtı ne; ne zaman trafikte bi yarım saat bi saat geçirsem "trafik ve adalet partisi kurulursa reyimi ona vereceğim" diyorum kendi kendime... Hep aynı klişe lafları ediyorum ama; replik oldu bana..
 
 
Daha bi-kaç saat evvel bi otomobil karşı tarafın geliş yoluna girerek trafiği felç etti böylesine yağmurlu bi günde ve hiç bi müeyyideye uğramayarak 4-5 tane arka arkaya dizilmiş toplu taşıma aracını, içindeki yolcularla en az 10 dakika geciktirdi.
 
 
Bizim 2 şeride yaptığı operasyon çocukluğunu boşverdim, karşı taraf için üzüldüm; zira bi altgeçit İNŞAATI dolayısıla bizim gidişin 2 şeridi vardı ama karşı tarafın gelişi SADECE bir şerit idi..
 
 
Büyük büyük "kurtarılacak vatan" işleriyle uğraşıp dururken ufak tefek uyanıklıklar ve arsızlıklar sebebiyle hayat kalitemizin ve dolayısıyla memleketimizin  içine ediliyor..
 
 
TRAFİK DÜZELTİLMELİDİR...Kartaca yıkılmasa da olur..

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARA AİT TÜM YAZILAR

YORUM YAZ

Güvenlik Kodu
Lütfen Dikkat Lütfen Dikkat: Bu sitedeki içeriklere yapılan yorum ve düşünceler tamamıyla yorum sahiplerine aittir. Küfür, hakaret, ırkçılık, siyasi, spam, ticari reklam vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz, bu yorumları yapan kişiler sistem tarafından yasaklanır.
Bursa Web Tasarım