• 2758
  • 0

...bakla;ağızın içinde nereye konmalı...

Öyle çok kolay çıkacak bi yerde olmamalı yani.. Zira devamlı küfür etmemek için, bayağı bi zor yerde olmalı...

 
20 -25 senem "Perşembe pazarı"nda geçti... Perşembepazarı, Unkapanı köprüsünün girişindeki "Çeşme meydanı"ndan Karaköy meydanına-tünele kadar olan bölgeye denir.. Boyu bu :)))
 
 
Eni de, elektrikçilerin yoğun olduğu Bankalar caddesinden, eskiden gemi söküm-tamir bakım yeri olan Kalafatyerine, Haliç KIYISINA  kadardı..
 
 
---Yağiskelesi, fermeneciler, azapkapı, arapcami de diğer meşhurlarındandır :)))---
 
 
Ailemin şirketi çelikcilik yaparken, orada çalıştım... Az değil yani 25 seneye yakın... Hergün Üsküdar'dan Eminönün'e gelip, vapurdan iner Galata köprüsünü geçer, Tünelin yanındaki gazeteciden gazetemizi alır, önündeki poğaça-poaça-poğçacıdan 2 tane --o zaman ismini bilmiyordum, pofuduk derdim-- milföy poğaçamı alır ve takribi 07.30'da şimdiki çanakkale seramik binasının karşısında Tersane caddesi üzerindeki dükkanımızın kepenklerini açardık.. Bizden önce gelen olmazdı genelde... ya da aynı anda açardık dükkanları..
 
 
Bazı komşularımızın dükkanı da çok erken açılırdı, kendime pay çıkarmayayım fazladan... Neyse konumuz "perşempazarı"değil zaten.. :))) Konumuz İlhan ağabey...
 
 
---Cenevizlilerden beri piyasa olan bu "pazar"da, iyi bi eğitim aldım da denebilir ama; ilk üniversal tahsil mekanım ..,.. :)))---
 
 
Perşembepazarında bizim bi İlhan ağabey vardı serbest hamallık daha doğrusu nakliyecilik yapardı..Konum o,aslında..
 
 
İlhan ağabey çok zayıf ve fakat safi "güç-kuvvet" olan, cesametiyle hiç alakası olmayan işlevsellikte, demir-çelik taşıyan-nakleden bi ağabeyimizdi... Herkül gibi bir adamdı. Dört tekerli, tahkim edilmiş; özel aksesuar ve aparatlarla modifiye bi el arabası vardı...
 
 
Şişhane yokuşundan -bilen bilir dikliğini- çıkar, Kasımpaşaya, Dolapdereye hatta bazen Şişli Gürsel mahallesine, Hasköye, Aynalıkavaka ve tabii ki Ebussuda-nakliye ambarlarına mal taşırdı...
 
 
Zaten 70 yıllarda ilk zamanlar nakliye ambarları Ebussuddaydı.. Ebussud; sirkeciden Cağağoğluna çıkarken Gençlik Parkına dönülen güzergahtaki ara caddenin ismiydi..
 
 
Troleybüsler ve otobüsler ve dolmuşlar hepsi oradan geçerdi ve fakat akşamları ve sabahları, bugünkü boğaz köprüleri trafiğine bile rahmet okuturdu... Bütün nakliye ambarları, bir çok otel ve o zamanlar hala canlılığını koruyan sirkeci-harem arabalı vapuru geçiş güzergahında bulunurdu bu bölge...
 
 
---Yahu konumuz bu da değildi pardon valla.. :))).---
 
 
İlhan ağabey en çoğu buraya  mal götürürdü.. 300-400 kiloya kadar 6 metrelik çelikleri o 4 tekeriyle,o trafikte oraya götürür ve akıl almaz bi hızlada dönerdi...
 
şaşırırdık tabi..
 
 
Bu İlhan ğabeyin bi özelliği de çok bilinirdi ama... Çok pazarlık ederdi.. Yani bazen hakikaten malı bi varşova ya da skodaya yükleyip göndermek gelirdi içimizden ama çok sevdiğimiz için de normal zamanlarda makara yapardık bu pazarlıkcılığıyla...
 
 
Allah selamet versin bi Ömer ağabeyim vardı birgün nedense ona bi güzellik yapmaya karar verdi, "İlhan ağabey ne isterse onu vereceğim" dedi bize...
 
 
-"İlhan ağabey ebussuda 350 kg transmisyon götürüceksin kaç para istiyorsun?" dedi,..
 
 
Tabii ilk önce boyunu sordu.... Sonra kuturunu -çapını yani- sonra tam net ağırlık suallerini sorduktan sonra "35 liraya götürüm" dedi.. Ömer ağabey "tamam" dedi.. "Tamam İlhan arka dükkandan yükle, götür.. Al şu parayı da peşin peşin" dedi..
 
 
İlhan ağabey şaşkınlık içerisindeydi.. Kıvranmaya başladı.. İlkönce parayı eline aldı saydı ve fakat müthiş gerilmişti hatta suratı hiç olmadık kadar asılmıştı.. Herkes şaşırdı tabi..
 
 
Ve birden --alı al moru mor  diyemeyeceğim, çok esmerdi zira :))--.. öfkeyle parayı fırlattı masanın üzerine...
 
 
"Ben NİZASIZ paranın -af buyurun-A..UĞUNA KORUMM.. Siz neyin peşindesiniz yahu" dedi ve söylene söylene çıktı gitti dükkandan dışarı...
 
 
Daha sonra kahkahalar patladı ama herkes ne anladıydı kendince, meşrebince, haddince; hala merak ederim.....
 
 
Ben hiç unutmadım bu vakayı ama ve çok hüzünlendiydim hatta..
 
 
Ömrü boyunca sadece pazarlık yaparken "varoluşunu" hisseden gariban bi hamalın elindeki tek varolma vasıtasını elinden almıştık... Zira malın nakliyesi dışında hayatı ve en önemlisi de  pazarlık dışında bir cümlesi NADİREN olurdu..
 
 
---Suskundu İlhan ağabey hep.. "Sus"muşdu ya da tam bilemiyorum....---
 
 
BİR insanın, bi anlık da olsa "yok oluşunu" izlemiştik ..
 
 
Bazen böyledir hayat...
 
 
Kimsenin düzenini, rutinini bozmayacaksın arkadaş; velev ki, onun lehine bile olsa...
 
 
"Sana demokrasi ve özgürlük ve insan hakları getirecez" diye diye bi sürü ülkenin insanını; fakirliğini, diktatüryasını ve diktatürünü ve hatta eski zülum dönemini  aratır hale getirmişseniz "sizin getirdiğiniz demokrasinin özgürlüğün İÇİNE EDERİMM" diyesi geliyor insanın... 
 
 
ÇOK daha fenasını da diyorlardır dünya üstüne saçılan mülteciler, sığınmacılar, muhacirler.. Eminim..
 
 
Bu arada sadece o ülkelerin değil bütün dünyanın da huzurunu kaçırdı bu küresel zorbalar...
 
 
Konumuz bu da değildi aslında ama çağrışım yapınca dayanamadım; bir iki cümle --haddim olmayarak-- ahkam keseyim dedim idi..
 
 
İnsanların rutinlerini kolay kolay bozmayacaksın derdi bi büyüğüm; hikayesini de ekleyerek ....
 
 
---Hikaye, çok güzeldir ve birgün onu da anlatırım..---
 
 
Tadımızı fena halde kaçırdıkları ve bazı tabii akışların seyrini değiştirdikleri için bütün dünya büyük bi sıkıntıya düştü... Ve doğrusunu isterseniz insanın hiç bişey yapası, diyesi  gelmiyor bazen...
 
 
Ama sonra da, birden dürtüyorum ve kendine getiriyorum aklımı; ve "bu melunlara mı bırakacağız hayatımızı, istikbalimizi "diyorum...
 
 
Sevgi ve dua ile hemhal olasınız...
 
 
....hamiş; 3.dünya savaşı çıkacakmış gibi yapılan haberler bazı hakikatleri bilerek-bilmeyerek örtmek düşüncesine hizmet ediyor; bana göre... Bu kadar büyük silah stokunu üretenler, bi kısmının TÜKETİLMESİ için zaman zaman maraza çıkarttırır ama aynı zamanda bi denge de kurulmuştur kendiliğinden..
 
 
"Dehşet dengesi......."
Cesaret edemezler bütün stokları kullanmak için...
 
 
Numaralandırılmış dünya savaşları yerine hergün ufak ufak oluşan fitneler zaten "dünya savaş hali"nin hiç bitmediğinin de göstergesi değil mi?
 
 
Rahatlık batıyor Bİ KISIM beşerin mabadına..

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARA AİT TÜM YAZILAR

YORUM YAZ

Güvenlik Kodu
Lütfen Dikkat Lütfen Dikkat: Bu sitedeki içeriklere yapılan yorum ve düşünceler tamamıyla yorum sahiplerine aittir. Küfür, hakaret, ırkçılık, siyasi, spam, ticari reklam vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz, bu yorumları yapan kişiler sistem tarafından yasaklanır.
Bursa Web Tasarım