• 2588
  • 0

Biz kimiz?

Bu soruyu ülkede yaşayanlara sorsanız alacağınız yanıtın büyük çoğunluğu biz Türk'üz olacaktır. Bundan sonra duyacağınız en çok yanıt da Kürt'üz olurdu. Türkiye’de bu iki baskın etnik grubun dışında onlarca sayıda küçük etnik grup yaşıyor. Rumlar, Ermeniler, Lazlar, Çerkesler, Araplar, Gürcüler vb.  Ancak yazımızın konusu bunlar değil. Büyük gruptan; Türkler’den bahsetmek istiyorum.

 

Türk nedir? sorusu yıllardır kafamı kurcalayan bir sorudur. Türk bir etnik grup mu? Bir kültür mü? Yoksa başkalarının bize verdiği bir isim mi? Üzerinde çokça hamaset örtüsü, duygu ağı ve milli gurur içeren bir konu bu. Bu yüzden de  konu üzerinde serinkanlı bir tartışma yürütmek ziyadesiyle zor ve çetrefilli. Yazıyı bir merak duygusu uyardırma ya da yazarın kendi merakını dile getirmesi gibi düşünelim.

 

Resmi tarih tezlerimize göre, kökeni Orta Asya olan, tarihin bir döneminde bu bölgede büyük devletler kurmuş bir etnik grubuz. Etnik grup; “belli tarihsel geçmişe (gerçek ya da hayali) dayanan, ortak kültürel özellikler gösteren bu yönüyle diğer gruplardan farklı özellikleri olduğu düşünülen insan toplulukları” demek. 

 

Tarihin bir döneminde bu Orta Asya'lı etnik grubun bir bölümü siyasal nedenler ile bu bölgeden göç ediyor. Dünyanın çeşitli yerlerine dağılıyorlar. Göçün büyük kısmı Hazar Denizi kuzeyinden Avrupa’ya doğru oluyor. Bir kısmı Sibirya yönüne, bir kısmı Çin denizi kıyılarına, bir kısmı Hindistan, bir diğer kısmı Arap Yarımadası’na ve yine bir kısmı da Anadolu'ya ulaşıyorlar. 

 

Toplam göç eden insan sayısı hakkında net bir rakam vermek mümkün değil. Yine bu göç sırasında o bölgenin yerli halklarının bir kısmının da Avrupa’ya göçtüğü bilinir. Orta Asya göçü beraberinde bir başka göç dalgası da yaratarak kavimler göçünü başlatıyor. Orta Asya göçlerinin sadece küçük bir bölümü Anadolu üzerinedir. Bizim resmi tarih tezlerimiz genelde “sel gibi” geldiler diyor. Tarafsız araştırmacıların verdiği rakamlar, göçerlerin Anadolu yerleşik nüfusunun %10’u kadar olduğunu söylüyor. Yine rakamlar net olmamakla birlikte 1.000’li yıllarda Anadolu yerleşik halklarının nüfusu 4-5 milyon civarında. 400-500 bin kadar bir insan, göç döneminde Anadolu'ya yerleşiyor. Bu yerleşimin 200-300 yıllık bir periyoda yayıldığını da unutmayalım. O dönem Anadolu dünyanın en gelişmiş uygarlığı Roma egemenliği altında.

 

Orta Asya göçerlerinin tümü sarı tenli ve çekik gözlüler (epicanthic fold). Bilindiği gibi çekik göz dominant bir genetik özellik. Eğer Orta Asya göçü %10 ve altı bir sınırda kalmamış olsaydı, bu gün Anadolu nüfusunun neredeyse tamamı çekik gözlü ve sarı tenli olurdu. Bu gün hala kalabilmiş Tatar köyleri dışında çekik göz’e rastlanmıyor. Tatar göçü ise oldukça geç bir dönemde gerçekleşmiş, 1770 yılından itibaren. Yine ten rengi olarak Orta Asya’nın açık sarı tenine Anadolu coğrafyasında rastlanmaz. Oysa bu gün Orta Asya'da Türk diye bilinen tüm etnik gruplar, çekik göz ve açık sarı ten özelliklerini taşımaya devam etmektedir. 

 

Bu konuda yapılmış kapsamlı genetik araştırmalarda mevcuttur. 2005 yılında National Geographic ve IBM sponsorluğuyla başlatılan “Genographic Project”, bu alanda yapılan en büyük çalışma. Bu çalışmada insan türünün genetik köklerini ve göçlere bağlı gen değişimlerini öğrenmeyi hedeflemişler. Bu amaçla hem yalnızca anneden gelen mitokondiral DNA ile anne soyunu, hem de babadan gelen Y-DNA’nın izlerini takip etmişler.

 

Bu çok kapsamlı genetik araştırmanın sonuçları bizim savunageldiğimiz resmi tarih tezimizle uyumlu değil. Y-DNA ve M-DNA izlerine göre Türklerin Orta Asya kökenli olduğu tezi doğru değil. Q geni denen gruba sahibiz ve bu genin izlerine göre en eski atalar, Hazar Denizi civarına yerleşmişler. Ve genetik olarak Japonlar, Çinliler ve Moğollara benzerlikleri çok az. Ancak dil ailesi olarak (Ural-Altay) o gruba benziyoruz. Bu bize Türklerin Hazar Kıyılarından Orta Asya'ya göç ettiğini ve dillerinin değişime uğradığını gösteriyor. Dominant çekik göz nedeniyle bu fenotipik özelliği kazanmışız. Dilimiz de zaman için de değişime uğrayıp, Moğolca, Çince ve Korece benzer bir gramer yapısına dönüşmüş. Bu bölgede halen yaşayan Türklerde zaman içinde Q geninin oranı azalmış ve Orta Asya, Çin ve Kore bölgesine özgü O geninin ağırlığı artmış. Hazar bölgesinden Orta Asya’ya göç edip, sonra yeni bir göç dalgasıyla bir kısmımız Anadoluya dönmüş olmalıyız.

 

Bu gün Anadolu'da yaşayan Türkler ise genetik olarak Asyalı'larla değil büyük oranda Yunanlar, Doğu Avrupa Halkları ve Kafkaslarla akraba. Bu bölgelerin Doğu Roma egemenlik alanı olduğu gerçeğini göz önüne alırsak, Anadolu Türkleri genetik olarak da Doğu Romalıdır. Asya kökenli genlerimiz ihmal edilecek düzeyde. Türkiye Türkleri'nde, Orta Asyalı atalardan kalan Q geni sadece %2 dolayında. Yine ilginçtir ABD yerlilerinde Hazar Türklerine özgü görülen Q geni %90 dolayında. 'Kızılderililer Türktür' tezi büyük oranda doğrulanmış durumda. Berring boğazının donması ile Alaska üzerinden göç edilmiş olmalı. Genetik olarak bizden çok daha Türk gibi görünüyorlar.

 

Bu çalışmanın çıkardığı sonuçlara göre Türkiye’de ortalama bir Türk insanında 20’den fazla gen grubu bulunmakta. 

 

Bunların başlıcalarının ağırlıklı dağılımları da şöyle;

 

J2= %24 (Anadolu - Roma) Bütün Anadolu Halkları, Yunan, Hitit, Frig gibi

R1b= %16 (Doğu Avrupa) Rus, Hazar bölgesi 

G= %11 (Kafkas Halkları) Gürcüler, Ermeniler, Çerkesler

E3b= %9 (Sami) Arap ve Yahudi

R1a= %7 Batı Avrupa

I= %5 Balkan Halkları

L= %4 Hintliler

N = %3 Ural Bölgesi Halkları

K= %2  Pers ( İran Halkları)

Q= %2  Orta Asya ve Orta Asya Türklerinden gelen genler

C= %1 Moğol

 

Bu çalışmanın sonuçlarına göre Türkiye Vatandaşları'nın tümü melez görünüyor. En büyük genetik ağırlığı da Anadolu’nun eski yerleşik halkları oluşturuyor.

 

Yine bir başka çarpıcı çalışma, İstanbul’da yaşayan, çok uzun süredir İstanbul’dan ayrılmayan İstanbullular üzerinde yapılmış. Hem Y-DNA hem de M- DNA birlikte kullanılarak benzerlik aranmış.

 

Bir İstanbul yerlisinin genetik akrabalık oranları;

 

Türkiye Rumu; %93

Türkiye Ermenisi; %89

Türkiye Kürdü % 87

Yunan; %81

Arnavut % 71

Ermenistan Ermenisi: %75

İran;  % 44

İtalyan, %39

Arap; %38

 

En uzak akrabalarımızdan da bir kaç örnek verelim.

 

Kırgız; %24

Özbek; %19

Alman; %14

Uygur; %11

Çinli; %8

Japon; %5

Hint:%3

İngiliz: %2 

 

Kuşkusuz İstanbul yerlisi yerine bir Trabzon, Hakkari ya da Konya yerlisi kullansaydık oranlarda bir miktar değişim olurdu.

 

Bu çalışma, biz kimiz sorusuna kesin bir yanıt veriyor. Bizler büyük oranda buralıyız. Orta Asya göçü genetik yapımızda önemli bir değişim yapmayı başaramayacak kadar küçük miktarda gerçekleşmiş olmalı. Osmanlı'nın hakimiyet alanında yer alan diğer haklarla da gen alışverişi yapmışız. Yukarıda da söylediğim gibi, hepimiz meleziz. Bunu bir lapsus ile dile getirecek olsak sanırım “safkan meleziz” dememiz gerekirdi. Bizi tanımlayan en doğru kavram; Türkler, Kürtler, Lazlar , Rumlar… için Anadoluluk olurdu. Eğer Osmanlının son dönemlerinde ve cumhuriyetin kuruluş yılarında ortaya çıkan ulus devlet furyasında tek bir etnik kökeni değil, Anadoluluk denen bu büyük havuzu öne çıkarıp, Anadoluluğu bir ulusal kimlik olarak benimseseydik bu gün yaşanan sorunların pek çoğu yaşanmamış olacaktı. Biz hepimiz gerçekten Anadoluluyuz. Etnik kökenimiz, kimliğimiz ve ortak tarihimiz bu. 

 

Bir sonrası yazımızda kültürel kimliğimiz nedir? sorusuna cevap arayalım istiyorum. Esen kalın sevgili okurlarım.

 

 

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARA AİT TÜM YAZILAR

YORUM YAZ

Güvenlik Kodu
Lütfen Dikkat Lütfen Dikkat: Bu sitedeki içeriklere yapılan yorum ve düşünceler tamamıyla yorum sahiplerine aittir. Küfür, hakaret, ırkçılık, siyasi, spam, ticari reklam vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz, bu yorumları yapan kişiler sistem tarafından yasaklanır.
Bursa Web Tasarım