• 1375
  • 0

Ambargoyu Delmek Vatanseverlik mi?

Öncelikle İran’a uygulanan ambargonun adı, bilinen yayın organları ve siyasi odaklarca dile getirilişinin aksine ABD ambargosu değil,  Birleşmiş Milletler (BM) ambargosudur. Birlemiş Milletlerin beş daimi üyesi Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin bu kararı desteklemiştir. Bu destek olmasa, bu beş ülkeden biri veto etse, BM bu kararı alamazdı. Ayrıca bu karar 15 ülkeden oluşan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de ortak kararıdır. İran'a uygulanan ambargonun sadece ABD ambargosu olarak sunulması kasıtlı bir çarpıtmadan başka bir şey değildir. “ABD ambargosunu deldik iyi ettik” gibi konuşmalar, gerçekte BM ambargosunun delindiğine işaret eder.

İran Ambargosunun başlamasının temel nedeni, Mahmud Ahmedinejat Hükümeti’nin 2004 yılında nükleer silah geliştirme programını başlatmış olmasıdır. BM, haydut devlet statüsündeki İran’ın nükleer silah geliştirmesinin bölge ülkelerinin güvenliği başta olmak üzere dünya güvenliğini tehdit edici bulmuş ve bu geliştirme programını engellemek için kapsamlı bir ambargo kararı almıştır.

Güvenliği tehdit edilen bölge ülkelerin içinde ilk sıralarda Türkiye’nin de olduğunu belirtmeye bilmem gerek var mı? Ayrıca bu tehdit Rusya, İsrail ve Arap ülkelerinin de tümünü kapsamaktadır. Türkiye ve İran iki rakip ülkedir. Osmanlıdan beri ve TC tarihi boyunca bölgede etkinlik için en sıkı mücadeleler İran’a karşı verilmiştir. Zira İran gibi bir ülkenin nükleer silaha sahip olması, İran-Türkiye dengesinin, İran lehine telafi edilemeyecek derecede bozulması anlamına gelmektedir. 

BM ambargosunun esası, İran’ın nükleer silah geliştirme programını durdurmak üzerinedir. Yöntemi ise insani ve acil ürünler dışında (gıda, ilaç, tıbbi malzeme gibi) ticaretin yasaklanması, bu ticaretin de para olarak değil ürün takası olarak sürdürülmesi ve genel anlamda İran’nın nükleer silah geliştirmek için ihtiyaç duyacağı büyük finans ihtiyacının durdurulmasına yöneliktir. İran’ın çevresinde yer alan her ülke için bu ambargo kısa vadede parasal kayıplara yol açıyor olsa da uzun vadede ülke güvenlikleri için hayati öneme sahiptir. Bu ambargoyu el altından delip ( bir rüşvet ağı da kurarak) İran’a nükleer silah geliştirmesi için para desteği sağlamak, kendi ülkenizin güvenliğini dinamitlemekten başka bir anlam taşımaz.

Sınırınızdaki en büyük rakip ülkenin, aleyhinize ve geri döndürülemez biçimde silahlanmasına destek sağlamak, kullanmaktan hoşlanmadığımız, o “vatana ihanet” kavramının sınırları içine sokulabilir bir durum yaratır.

Kısa vadeli bir kaç milyar doların ülkeye girmesi ile uzun vadede ülkenin İran karşısında tamamen savunmasız ve çaresiz bırakılması arasında bir tercihtir bu. Elimizi vicdanımıza koyalım, hangi tercih Türkiye’nin çıkarlarına uygundur.

İran gibi bir devletin nükleer silaha sahip olması, ABD için acil bir tehdit oluşturmaz. İran nükleer füze yapsa dahi,  ABD toprakları için tehdit oluşturabilecek balistik füze üretme kapasitesine şu an için sahip değildir. Asıl yakıcı tehdit, içinde bizim de bulunduğumuz çevre ülkeler içindir. BM ambargosu da öncelikli olarak çevre ülkelerin güvenliğini sağlamak için atılmış bir adamdır

Eğer kısa vadeli para kazanmak, uzun vadeli çıkarlardan öncelikli olsaydı, İran ile sınır komşusu ve stratejik ortaklıkları olan Rusya’nın “altın ticareti” cinliğinden daha zekice yöntemlerle bu ambargoyu delmesi, hatta daha en başından BM daimi üyesi olarak bu ambargoyu veto etmesi daha akıllıca bir hamle olmaz mıydı. Rusya'nın bunu niye yapmadığını bir kez olsun kendimize sormamız gerekmez mi?

Asya’nın öteki ucundaki İran benzeri bir başka haydut devlet olan Kuzey Kore’nin nükleer silah edinmesinin, bölge ülkeleri (Japonya, Güney Kore vb.) için nasıl bir büyük tehdit ve güvenlik zafiyeti oluşturduğunu hepimiz görebiliyoruz. Kuzey Kore için de çok uzun süredir benzer bir ambargo uygulanmaktadır. Tutun ki Japonya ya da Güney Kore para kazanmak amacıyla Kuzey Kore’ye el altından para aktarıyor olsun. Bunun Japon ya da Güney Kore halkı için anlamı vatana ihanet olmaz mıydı? Japon ya da Güney Kore hükümetleri, “ülkemiz para kazanmak amacıyla Kuzey Kore’nin silaha programına destek oldu” dese halkın tepkisi ne olurdu? Japon ve Güney Kore mahkemeleri bu yapılanı nasıl değerlendirirdi? 

Asyanın öteki ucundaki Kuzey Kore neyse, Ortadoğunun kalbindeki İran da o dur. Kimi ve neyi desteklediğimizin gerçekten farkında mısınız? Bu desteğin vatanseverlik olduğuna gerçekten emin misiniz? 

Ayrıca gözden kaçırılan bir kaç nokta daha var. BM’nin İran ambargosunun nedenlerinden biri de İran’ın terör örgütlerini desteklemesidir. 2006 Eylül ayında, "İran Sadırat Bankası" terörizm ve Lübnan'daki Hizbullah örgütünü destekledikleri suçlamasıyla ambargo listesine alındı. 2007 ekim ayında İran Devrim Muhafızlarına bağlı "Kudüs Güçleri" ve "İran Milli Bankası" terörist faaliyetlerde bulunmak suçlamasıyla ambargo kapsamına girdi. Bu bağlamda BM, ambargo’nun delinmesini “terör faliyetlerini” destekleme kapsamına dahi sokabilir. İran tarafından desteklenen bu terör örgütlerinin, Türkiye’nin de güvenliği için de açık bir tehdit oluşturduğu ortadadır. 

Türkiye BM ambargosunu deldi mi?

Erdoğan’ın 30 kasım tarihli açıklaması şöyle (Zarrab’ın ifadesi sonrasındaki söyleminden ): “Davadan ne çıkarsa çıksın, biz doğru yaptık, ambargoyu delmedik”

Ekonominin patronu Babacan, Plan Bütçe Komisyonu’nda CHP ve HDP milletvekillerinin esrarengiz altın ticaretine dair sorularına cevaben şöyle diyor;

“Türkiye olarak İran’dan aldığımız gazın parasını biz TL olarak İran’ın Türkiye’deki hesabına yatırıyoruz. Fakat İran’ın o parayı dolar olarak kendi ülkesine götürmesi mümkün değil, uluslararası kısıtlamalar, ABD’nin müeyyideleri sebebiyle. Dolayısıyla İran bunu döviz olarak kendi ülkesine götüremeyince, o TL’yi kendi hesabından çekiyor, altın alıyor piyasadan. Altını kendi ülkesine götürüyor. Bunu nasıl götürüyor bilmiyorum, ama işin özü bu. Oraya altın ihracatı aslında bizim doğalgazı almak için ödediğimiz karşılık gibi bir şey oluyor.”

12 Ocak 2012 yılında dönemin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız bir gazetecinin ambargo delindi mi sorusu üzerine şu cevabı vermiş “Birleşmiş Milletler'in kararı hukuken Türkiye’yi bağlayıcıdır. Türkiye, Avrupa Birliği üyesi değildir, bu yüzden onun alacağı kararlar bağlayıcı değildir. Hakeza Amerika Birleşik Devletleri’nin aldığı kararlar da Türkiye için bir bağlayıcılık oluşturmamaktadır.”

Yandaş medyanın etkili gazetelerinden Türkiye Gazetesinin 21.12.2013 tarihindeki haber başlığı şöyle; Ambargoyu ALTIN formülle deldik, operasyona uğradık. Haberde ambargo delmekte kulandığımız yöntem, ayrıntısıyla anlatılıyor. Birlikte okuyalım;

“Türkiye ihtiyaç duyduğu petrol ve doğalgazın önemli bir kısmını, Rusya'nın haricinde İran'dan alıyor. Ancak ambargodan kaynaklanan uluslararası yaptırımlar sebebiyle bunun parasını, bankalar üzerinden transfer edemiyor. Ülke menfaatleri gereği ucuz enerjiye ulaşmak zorunda olan Türkiye, aldığı enerjinin bedeli için Halk Bankası'nda İran adına hesap açıyor. İran da bankada biriken parasıyla piyasadan külçe altın satıp, olaylarda ismi sıkça geçen Reza Zarrab gibi iş adamlarının şirketleri vasıtasıyla transferini sağlıyor. Söz konusu firmalar altınları ihraç etmek için gereken hukuki belgeleri sağlıyor ve kuryeler aracılığıyla altınlar yurt dışına çıkarılıyor…Türkiye ile İran arasındaki 20 milyar dolarlık ticaret hacminin yarısının bu yolla olduğu, Hindistan'ın da Halk Bankası üzerinden aynı formülü kullanmak istemesi de düşünüldüğünde, bütün gözler sıcak paranın adresi konumunda olan Halk Bankası'na çevriliyor.”

AKP MKYK üyesi ve Anayasa Komisyonu Eski Başkanı Burhan Kuzu’nun attığı twitte şöyle; “Zarrab davası orman kanununun uygulandığı tam bir maganda davası. ‘Ne çarparsam kârdır’mantığına göre hazırlanmıştır. ABD İran’a ambargo koymuş!bana ne? Kendisi BM kararına uymadığı için İrangate skandalını yaşamıştı. Kendisini BM yerine koyuyor ve Türkiye’yi çarpmaya çalışıyor.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakçı Kan 10-Eylül 2017de şöyle demiş; “Ambargo, ABD ile İran arasındaki bir mesele, Türkiye’yi ilgilendiren bir mesele değil.”

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, ABD'de devam eden Rıza Sarraf davasına ilişkin, “Biz Amerika'nın 52. eyaleti filan değiliz. Biz bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'yiz. Ticaretimizi yaparız, yanlışımız varsa bu mahkemeye (Türkiye mahkemelerini kastediyor) hesap veririz. Ona göre beraat eder ya da cezasını alır. Ama iki ülke arasındaki ticarete, üçüncü bir ülke karışmaz.” 

Siz karar verin ambargoyu deldik mi delmedik mi?

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARA AİT TÜM YAZILAR

YORUM YAZ

Güvenlik Kodu
Lütfen Dikkat Lütfen Dikkat: Bu sitedeki içeriklere yapılan yorum ve düşünceler tamamıyla yorum sahiplerine aittir. Küfür, hakaret, ırkçılık, siyasi, spam, ticari reklam vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz, bu yorumları yapan kişiler sistem tarafından yasaklanır.
Bursa Web Tasarım