• 4351
  • 2

Cehennemi Satın Almak

İnsanoğlu dünya dışı yaşamla tarihin her döneminde yakından ilgilenmiş ve başka âlemlerin varlığını araştırmıştır. Büyük çoğunluk, uzayda yalnız olmadığına ayrıca yaşamın sadece dünya da değil vefat ettikten sonra da devam edeceğine inanmıştır. Kutsal kitaplarda ve kadim öğretilerde de bu inanış çerçevesinde farklı tarifler yer almıştır.

 

İnsanın vefat sonrası yaşamla ilgili kaygıları, umutları ve beklentileri hep var olduğundan kimi insanlar ve örgütler bu inanış üzerine strateji geliştirmişlerdir. Ağırlıklı görüş insan hayatının sadece dünyadaki varlığını sürdürmesinden ibaret olmadığını, yaşamın sonsuzluk içerdiğine dair olan inanıştır. Nitekim tüm bilimsel açıklamalar ve güçlü inanışlar da bu gerçeği doğrular niteliktedir.

 

Bilinmeyen, görülmeyen her şey gizem içeriri ve insanlığın ilgisini çeker. Bu itibarla dünyevi yaşamda yapılan iyiliğin sonucunda mükâfatın cennet, kötülüğün karşılığında da cezai işlem olarak cehennem olgusunu görüyoruz. Bu olgu gereği cennet, insanın hayal dünyasını süsleyen olağanüstü güzellikleri ve mutlulukları içerirken cehennemde tam zıt olarak acı çekmeyi, çirkinlikleri ve işkenceleri kapsamaktadır.

 

Konumuz elbette bu hususlarda hüküm vermek değildir. İnancımız olmakla birlikte mevcut bilgimiz bu konuda haddi aşmamıza engeldir. Ancak, karşılık beklemeden edilen iyiliğin, mükâfat istenmeden yapılan ibadetin ve karşılıksız saf ve duru bir sevgiyle sevmenin vereceği haz, en az cennet olgusu kadar güzel ve bir o kadar da değerlidir. Haksızlık yapmanın ve vicdan azabı çekmeninde yine en az cehennem şiddetine yakın ızdırap ve işkence içerdiğidir.

 

Üzerinde durmak istediğimiz husus, doğası gereği iyiliğe ve güzelliğe meyilli olan insanın vefat ettikten sonra da cennette yaşamak arzusuyla ilgilidir. Bu arzusunu emek vermeden gerçekleştirmek isteyen kimi insanların ve toplulukların çeşitli istismara uğradıklarını görüyoruz.

 

Günümüz Türkiye’sinde etrafımıza göz attığımızda ya da cereyan eden olayları analitik bakış açısıyla değerlendirdiğimizde kısaca “ahret emlakçileri ” olarak isimlendirilebilecek olan istismar gruplarının, insanların bu zaaflarından faydalanmak için her yola başvurduklarına tanıklık ediyoruz. Kişinin Şeyhine tabi (kulluk derecesinde) olduğunda cennette ırmak kenarında köşk’e kavuşması, Cehennemde yanmayan kefenin icat edilmesi, kutsal terliğe sahip olunduğunda o eve yoksulluğun girmemesi vb gibi

 

Yukarı da belirtmeye çalıştığımız olayların benzerini İnsanlığın eski tarihlerinde de görmek mümkün. Nitekim, Ortaçağ Avrupa’sında ahret emlakçilerinin kurumsal örgütü niteliğinde olan o dönemin kilisesi, cennetten araziler satmış, insanlarda ölünce cennette yerimiz hazır olsun diye bu arazilerden satın almışlardır. Tarih kitaplarında cennet arazilerinin satışından kilise ve dolayısıyla da papazların büyük servet sahibi olduklarını okuyoruz.

 

Fakat o dönemlerde yaşamış ve aynı zamanda teoloji profesörü, PROTESTANLIĞIN KURUCUSU Alman asıllı Martin Luther King (Türk milletini, Allah tarafından Avrupa’nın cezasını vermek için gönderilmiş bir kuvvet saydığı ve hatta Türklere direnişin küfür olduğunu bile söyleyen bir din adamı- İsmail Hami Danişment’ in "İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi" isimli kitabından) ,

 

Kilisenin cennet arazilerini pazarlama işleminin bir uydurmaca, safsata ve halkı kandırmaca olduğunu söylemiş ve itiraz etmiştir.

 

M.Lutherin bu itirazı üzerine kendisi mahkemeye çağrılmış ve savunması istenmiştir.

 

Yaygın görüşe ve rivayete göre bu din adamının Kilisenin etkisi altında bulunan ve bağımsız karar veremeyen mahkemeye karşı duruşma da söylediği sözler yüzyıllardır söylenen ibret verici sözlerdir.

 

CEHENNEMİ SATIN ALDIM;

 

Yargıçlara hitaben;

 “Milleti cehennemle korkutup, cenneti para karşılığı satıyorsunuz. Sıkıysa cehennemi satsanız ya?”

 

Yargıçlardan birisi M.Luthere sorar: “Cehennemi kim alır ki?” 

 

Martin Luther “ben alıyorum, neyse parası vereyim” der.

 

Yargıçlar cehennemi Martin’e bedava verirler!

 

Duruşma sonunda Martin Luther King kapının önüne çıkar ve duruşma sonucunu merakla bekleyen kalabalığa seslenerek;

 

“Cehennemi satın aldım, benimdir. Bundan sonra oraya kimseyi almayacağım, korkmayın!” diye konuşur.

 

Cehennem korkusu kaybolan halk kilise baskısından kurtulur.

 

Bundan sonra özgür beyinlere sahip olmaya ve Almanya aydınlanması da 500 yıl önce böylece sıradan bir olayla başlamış olur.

 

YENİ YILIMIZ KUTLU OLSUN

 

Biten her günün yerine yeni bir günün başlaması gibi yeni bir Takvim Yılı da öyle başlıyor. Yeni yıl uğurlu olsun. 2018 yılının tüm insanlığın BARIŞ VE HUZUR içinde yaşayacağı yıl olmasını diliyorum. Yaşanan yılın olumsuzluklarını aratmaması, mutlulukların paylaşılması, dostlukların hatırlanması ve yeni güzelliklerin yaşanması dileğiyle 01.01.2018

 

2018 YENİ YILIMIZ KUTLU OLSUN

 

Dr.Necmettin KARAKUŞ

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARA AİT TÜM YAZILAR

YORUM YAZ

Güvenlik Kodu
Lütfen Dikkat Lütfen Dikkat: Bu sitedeki içeriklere yapılan yorum ve düşünceler tamamıyla yorum sahiplerine aittir. Küfür, hakaret, ırkçılık, siyasi, spam, ticari reklam vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz, bu yorumları yapan kişiler sistem tarafından yasaklanır.

YORUMLAR

  • Toplam Yorum

Erdoğan ÖZEN

03 Ocak 2018 Çarşamba 11:17

Gerçekten enfes yazılar.Okudukça insanı düşündürüyor.

Necmettin KARAKUŞ

05 Ocak 2018 Cuma 09:21

Erdoğan ÖZEN kardeşim teşekkür ederim.Güzel yüreğine sevgilerimle

Bursa Web Tasarım