2018 Yılı 15 Mart Tüketiciler günü kutlu olsun

  • 1415
  • 0
YORUM EKLE
Son Güncelleme: 15 Mart 2018 Perşembe 16:03

Bugün 15 mart 2018 Tüketiciler günü... Türkiye’de Tüketici Koruma ve Eğitiminin Durumu hakkında Tüketiciyi Koruma ve Dayanışma Birliği DerneğiGenel Başkanı, Prof. Dr. M. Hamil NAZİK'in önemli açıklamaları oldu. Tüketicileri yakından ilgilendiren açıklamalar haberimizde.

TÜKETİCİYİ KORUMA DAYANIŞMA BİRLİĞİ DERNEĞİ

 

Türkiye’de Tüketici Koruma ve Eğitiminin Durumu

Prof. Dr. M. Hamil NAZİK

Tüketiciyi Koruma ve Dayanışma Birliği Derneği Genel Başkanı

Söz başı

Günümüzde dünya ile birlikte ülkemizde de ekonomik, sosyal ve teknolojik değişiklikler olmakta, bu da insanların yaşam biçimlerine, davranışlarına doğal olarak da satın alma şekillerine yansımaktadır. Bu yansıma iki türlü oluşmakta bir taraftan iyiyi, güzeli, farklıyı teknoloji sayesinde duyan, gören tüketici; diğer taraftan en son teknolojileri kullanarak ürettikleri mal ve hizmetleri tüketicilere sunan üreticiler.  Bunların sonucunda da artan satın alma ve daha fazla tüketim davranışı.

 

Gerçekten de son yıllarda tüketicilerin tüketim harcamalarında önemli değişimler gözlenmiş, özellikle kentsel yörelerdeki ailelerin gelirlerinin % 85- 90’ını; kırsal bölgelerdeki ailelerin de % 70,0’ ini harcadığı tespit edilmiştir.

 

Bu anlamda toplumda bulunan herkes tüketici olup; tüketici; tüketen, bir mal ya da hizmeti bir fayda elde etmek amacı ile kullanıp yok eden kişi olarak ya da 4822 Sayılı Yasaya göre; bir mal ya da hizmeti ticari ya da mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişidir. Toplumda; çocuk, yetişkin, yaşlı, kadın, erkek, zengin, fakir, köylü, kentli herkes tüketicidir.

Ülkemiz gibi tüketicinin korunmasına yönelik çalışmaların yeni olduğu ülkelerde;

  • Tüketici bilincinin gelişmesi,
  • Tüketicinin kendi ihtiyaçlarını iyi tespit edip, ihtiyaçlarına en iyi cevap verebilecek mal ve hizmet seçimini bilinçli ve akılcı yapabilmesi,
  • Satın alma aşamasında aldatılmaması,
  • Malların kullanımında dikkatli olup güven içinde davranması konuları önemlidir.

      Ancak ülkemizde tüketiciler;

  • Malların temiz, sağlam ve dayanıklı olmaması,
  • Sağlığa aykırı olması,
  • Pahalı olması,
  • Satın alınacak mal veya hizmet hakkında yeterli bilgi edinememe, yanlış bilgi edinme, yanıltılma
  • Aynı mal veya hizmet için farklı fiyat uygulamaları,
  • Satın alma sonrası hizmet yetersizliği
  • Mal ve hizmet sunan kurumların yanıltıcı uygulamaları ve bunun da yıldan yıla artması vb. sorunlar ile karşılaşmaktadırlar.

 

Bütün bunlara ilave olarak tüketici korunması ve eğitiminde son yılların ana gündemini tüketicinin finansal kaynaklarını idare etmede karşılaştığı sorunlar oluşturmaktadır. Bunun da temel nedeni, tüketiciler tarafından bankacılık ve finans sektörünün tam olarak anlaşılamamasıdır. Doğal olarak da bu durum tüketicinin mağdur olmasına, problemler yaşamasına neden olmaktadır.

 

Türkiye’de tüketici çalışmalarının her ne kadar Osmanlı dönemine kadar dayandığı varsayılsa da, gerçek anlamda tüketicinin örgütlenme, haklarını anlama ve arama çalışmaları 1970’li yıllara rastlamaktadır. En kapsamlı çalışmalar da 1990’lı yıllarda gerçekleştirilmiş ve 1995 yılında 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki kanun çıkarılmıştır. Bu dönem tüketicinin korunması açısından zirve olarak ele alınabilir. Ancak değişimin bu kadar hızlı olduğu bir ülkede hiç bir yasanın koruma özelliğinin çok uzun olmayacağı da açıktır. Nitekim görülen lüzum üzerine 2003 yılında Tüketici Yasası günün şartlarına uygun olarak revize edilmiş, buna ilave olarak da AB uyum yasaları çerçevesinde tüketiciyi doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren bir çok yasa yönetmelik düzenlenmiş, revize edilmiş, daha çağdaş, daha demokratik ve daha vatandaşa yönelik uygulamalar devreye sokulmuştur.

 

Ülkemizdeki tüketicinin korunması ve hak arama uygulamaları AB müktesebatına uygun hale gelmiş hatta bazı konularda ondan bile daha ileri seviyede yasal uygulamalar devreye girmiştir.

 

Peki bu durumda tüketicini korunması ve eğitimine ilişkin problemler gerçekten çözülmüş müdür?

 

Bir ülkede tüketicinin korunması için sadece yasal mevzuatın düzenlenmesi yeterli olmayıp, problemlere çözüm bulunabilmesi, ancak onu uygulayan işletmeler, onu anlayan vatandaşların (tüketiciler) yani eğitilmiş ve bilgilendirilmiş bir tüketici grubunun olması ve kanun düzenleyicilerin de her şartta haksızlıklara müdahalede bulunması ile mümkün olabilir.

 

Bunun da yolu;

  • Tüketici organizasyonlarının daha fazla sesinin çıkması, daha aktif ve güçlü olması,
  • Örgün ve yaygın eğitim programlarında tüketici bilgilendirilmesi, eğitimi ve korunmasına yönelik kurs, seminer ve derslerin olması,
  • Bu konudaki aktörlerin, başta medya, yerel yönetimler olmak üzere, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarında aktif olmaları,
  • Gerek yasalar, gerekse de kuruluş amaçları çerçevesinde tüketicinin hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan ve doğrudan tüketiciye mal ve hizmet sunan kamu kurum ve kuruluşlarının uygulamalarında tüketici lehine pozitif ayrımcılık yapmaları, piyasada zayıf olanın yanında olmaları, kendi uygulamalarında da hakkaniyet ölçülerinde davranmaları,
  • Tüketiciye mal ve hizmet sunan özel sektör kurum ve kuruluşlarının da tüketici hakkının kul hakkı olduğu bilinciyle hareket etmeleri, tüketicinin hak ve çıkarlarını gözetmenin modern pazarlama anlayışının da bir gereği olduğunu göz ardı etmeden uygulamalarını tüketici tatminine yönlendirmeleri ile ve
  • Tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının korunması ve aktif vatandaş ve bilinçli tüketici olarak eğitilmesi ile mümkündür.

 

Bu bağlamda ülkemizdeki mevcut duruma bakıldığında;

  • Tüketici örgütleri; Ülkemizde her ne kadar sayıları 40’ın üzerinde tüketici örgütü, çok da fazla olmayan üyeleri ile güçlü ve aktif değildir. Bu bağlamda kurulmuş 4 tüketici federasyonu çalışmalarını sürdürmektedir.
  • Tüketici eğitimi, maalesef ne örgün ne de yaygın eğitim programlarında tüketiciyi bilgilendirme ve eğitim çalışmalarının çok az da olsa tüketici dernekleri haricinde hiç olmadığını söylemek mümkündür.
  • Tüketiciler; tüketicilerin ne vatandaş, ne de tüketici olarak haklarını bilme, onları uygulama, hatta temel yaşam becerileri konusunda çok da bilgili ve bilinçli olduğunu söylemek mümkün değildir.
  • Eğitim sistemi, bireylerin değer gelişimini destekleyici özellikler taşımadığından bu eğitim sistemi içinde yetişen satıcıların usulsüz satış anlayışları her geçen gün daha da yükselmektedir. Bu durum özellikle kullanımı çok karmaşık olan, ulaşım, iletişim, bankacılık sektöründe çok yoğun, ama her sektörde kendini göstermektedir.
  • Firmalar, gerçekte temelini Ahilik teşkilatının doğruluk ve dürüstlük ilkelerinden alan esnaf ve iş adamlarımız maalesef küresel düzene uymakta, her aşamada tüketicinin hak ve parasını gasp etmekte, bunu kar bilmekte ve yanına da kalmaktadır. Bu konuda temel kültürel ve dini değer yozlaşmaları da kendini göstermekte; haram, helal, doğru ve yanlış karıştırılmaktadır. Burada da insan yetiştirme düzenimizin büyük yanlışlıkları kendini göstermektedir.
  • Tüketici; değerleri, değer yargıları esnemiş, popular kültür, başka toplumların yaşam biçimlerini taklit etme, Türk toplumuna entegre edildi. Bilinçsiz tüketim, tüketim çılgınlığı körüklenmiş, sanal dünya, sanal hayat, sanal sevgi ve aşk, sanal eğlence, sanal tüketim vb. her geçen gün artmaktadır. Günümüzde gelişmiş ülkelerde, zararlı alışkanlıklar arasında, televizyon izleme, internette sörf, gezinti, chat yapma da girmeye başlarken Türk gençliği ve ailesi bunların esiri haline gelmiştir.

Tüketim çılgınlığı aldı başını gidiyor… Nereye kadar…

  • Tüketiciler tüketici haklarına ilişkin yasal haklarını ve sorumluluklarını unutmuşlardır.
  • Esnaf, özellikle de örgütlü işletmeler; tüketici yasasının tüketiciye sağladığı haklar konusunda tepki geliştirdi. Örneğin; yasa ve yönetmelikten kaynaklanan tüketicinin hakkı olan bir konuyu çözmek zorunda olduklarını bilmelerine rağmen, bunun yerine Tüketici hakem heyetlerine ya da Tüketici mahkemelerine devretmeye başladılar. Temel amaçları, tüketici problemlerini hızlı, ekonomik ve adil çözmesi beklenen bu kurumlar işlevlerini yerine getirmemekte ya da çok yavaş yerine getirmektedirler.
  • Ülkemizin Bütün il ve ilçelerinde bulunan Tüketici hakem heyetlerinde de zaman zaman tüketici (süre uzaması, yanlış kararlar, raportör hatası) aleyhine uygulamalar olmaktadır.
  • En büyük problem bankacılık ve perakende finans sektörü; banka kartları, kredi kartları, banka kredileri. Ortalama bir tüketicinin anlaması imkânsız, karmaşık ve zor uygulamaları ile tüketicileri zor durumda bırakmaya devam etmektedir. Burada tek suç bankaların olmayıp, çocukluk yaşamlarından başlayıp aile içinde de öğrenemedikleri ekonomik kaynaklarını kullanmada bilinçsiz olan tüketicimiz için tam bir saatli bomba olmaya devam etmektedir.
  • Medya; temel görevleri sadece haber yapmak olmayıp; vatandaşı eğitme, bilgilendirme ve bilinçlendirme olan medyamızda maalesef bir tane bile tüketicinin bilgilendirilmesi ve eğitimine yönelik köşe ya da tüketici dostu program bulunmamaktadır. 

Ne yapılmalı?

  • Milli Eğitim Bakanlığı; Adına yaraşır şekilde,  çok acil olarak Türk gençliği ve geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için;  yaşam beceriler, değerler eğitimi, karakter eğitim,  (adı ne olursa olsun, ister yaşam becerileri, ister aile hayatı bilgileri, ister ev ekonomisi, karakter eğitimi, değerler eğitimi)  gençlere küçük yaşta gerçek günlük hayatla ilgili bilgileri verecek tarzda bir dersin müfredat programına konması gerekmektedir.
  • Tüketici yasasının en azından (hatta daha net tüketici lehine maddeler içerecek tarzda, Türk tüketicisinin bilinçsiz, firmaların da tüketici haklarını ihlale yatkın olmaları nedeniyle) bu günlerde günün şartlarına göre tekrar düzenlenmesi.
  • Tüketicinin bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesinin hayat boyu devam etmesi için, özellikle devlet televizyonlarına, izlenen saatlerde program konması.
  • Tüketici örgütlerinin çeşitli faaliyetlerinin finansmanının Avrupa Birliği Ülkelerinde olduğu gibi devlet tarafından finanse edilmesi.
  • Tüketicinin hak arama ve tazmin edilme hakkının en önemli adımları olan Tüketici hakem heyetlerinin ve tüketici mahkemelerinin amacına uygun çalışmasının sağlanması (Daha kısa sürede ve adil kararlar vermelerinin sağlanması. Bunun için tüketici mahkemelerinde, tüketici mevzuatına hâkim, uzman hâkim ve avukatların buralarda görev alması, tüketici hakem heyetlerinde görevli raportörlerin eğitilmesi ) gerekmektedir.

 

 Saygılarımızla

Kaynak: idealhahaber.com

YORUM YAZ

Güvenlik Kodu
Lütfen Dikkat Lütfen Dikkat: Bu sitedeki içeriklere yapılan yorum ve düşünceler tamamıyla yorum sahiplerine aittir. Küfür, hakaret, ırkçılık, siyasi, spam, ticari reklam vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz, bu yorumları yapan kişiler sistem tarafından yasaklanır.
Bursa Web Tasarım