Kudretin Bekası mı? Yoksa Devletin Bekası mı?

Son Güncelleme: 01 Ağustos 2017 Salı 09:44

MHP Genel Başkan adaylarından ve MHP’nin 21. dönem Eskişehir Milletvekili olan Süleyman Sazak, yeni yazısında Kudretin Bekası mı? Yoksa Devletin Bekası mı? diye soruyor.

Yazısında milletin bekâsının devletin bekâsı olduğuna vurgu yapan Sazak, Milli hafızayı sıfırlayarak, hayatı inşa eden müşterekleri günü birlik siyasi mevzilere kurban ederek ve birlikte hayal etme arzusunu ideolojik niyetlere indirgeyerek bekâ tesis etmenin imkânsızlığından bahsediyor.

İşte Sazak’ın o yazısı:

KUDRETİN BEKÂSI MI DEVLETİN BEKÂSI MI?

Milletlerin bekâsı bütün zamanlara taşınabilir ilkeler silsilesiyle, geleneksel kodlarla, birlikte yaşama iradesiyle, birlikte yaşatma iradesiyle kaimdir. Milleti baki kılan beslendiği kültürel damarlar, inanç lifleri, uzak-yakın hedefler ve sosyo-kültürel hayatın birlikte üretimidir. Bir milletin bekâsı geleceğe taşınabilir erdemlerin bekâsıyla mümkündür; garantörü birlikte yaşatma iradesi, birlikte üretme iradesi, birlikte inşa etme iradesidir. Bu bağlamda milletin bekâsı devletin bekâsıdır.

Devletin bekâsıdır zira devlet kurumsallaşmış gelenektir. Milli hafızayı sıfırlayarak, hayatı inşa eden müşterekleri günü birlik siyasi mevzilere kurban ederek ve birlikte hayal etme arzusunu ideolojik niyetlere indirgeyerek bekâ tesis etmek imkânsızdır.

Devletlerin bekâsı milleti bir arada tutan kültür coğrafyasını, adalet coğrafyasını, idrak coğrafyasını, ahlâk coğrafyasını oluşturan doku tellerinin kudretiyle orantılıdır. Bir devletin bekâsını tesis eden kültürel hafıza devamlılığı, kurumsal gelenek devamlılığı, bütün zamanlara ışık tutacak ülküler devamlılığıdır. Bu devamlılığı tesis eden zincirin halkalarıyla oynayarak, kırarak, deforme ederek, muhtevasını boşaltarak bekâ temin etmek imkânsızdır.

Devletlerin bekâsı devlet aklının bekâsıdır; kurumların ilkeleriyle ilintilidir, kurumların ahlâkıyla ilintilidir, kurumların niyetiyle ilintilidir. Konjonktürel aktörlerin, konjonktürel figürlerin, konjonktürel kudretlerin, konjonktürel kavramların bekâsı; devletin bekâsını değil ideolojik niyetlerin bekâsını işaretler. Kültürel kodların naklini yasaklar, adaletin damarlarını keser, vicdanı harami kursağına indirger, ahlâkı tarihi akışın dışına atar ve hayatı birlikte yaşanamaz kılarsanız; tabiatına uygun bir bekâdan söz etme hakkınız kalmaz.

Unutulmamalıdır ki; bir milletin ve devletin bekâsı BİR KİŞİ etrafına örgülenmiş ve bir kişinin ufkuyla, niyetiyle, ideolojisiyle, din yorumuyla, vicdanıyla ve ömrüyle sınırlı kudretinin bekâsı değildir.

"TÜRKİYE BİR BEKA SORU İLE YÜZ YÜZEDİR"

Bu bağlamda Türkiye hakikaten ve gerçek manasıyla “BİR” bekâ sorunuyla yüz yüzedir. Yüz yüzedir zira bekânın garantörü olması gerek kurumlar geleneksiz bırakılmış; garantörü olması gereken kavramlar siyasi ranta devşirilmiş; hayatı tesis eden birlikte yaşama üslubu ayrıştırıcı, hainleştirici siyaset diline kurban edilmiş; inanç kodlarımız siyasi kursaklara yem edilmiştir.

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira bekâmızı tesis edecek bütün baki değerler "Siyaset İslamı’nın" siyaseten pazara sürdüğü rantiyeci yorumların pişekârı kılınmıştır.

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira bekânın zihniyet garantörü olan kültür genlerimiz, töre atlasımız, iman kumaşımız sözümona bekâyı tesisle görevli aktörlerce perişan edilmiştir.

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira bekâmızın iman sıhhatini tesis edecek ahlâk örgüsü duble imanlı ideolojik din yorumcularının duble rantına katık edilmiştir.

"SORUNU ÇÖZME MEVKİLERİ İDEOLAJİK FİGÜRLERCE ZAPT EDİLMİŞ"

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira bekâ sorununu çözme mevkileri milletimizi bekâ sorunu yaşar hale getiren ideolojik figürlerce zapt edilmiş; sorunu tanımlarken kullanılan enstrümanlar milli akıldan, mümin akıldan, rasyonel akıldan koparılarak siyaset diliyle takdim edilmiş; siyaset kurumunun dini-ideolojik rant coğrafyasına hapsedilmiştir.

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira çözüm olarak takdim edilen bütün siyasal reçeteler TÜRK’süz reçetelerdir, TÜRKİYE’siz reçetelerdir.

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira çözme yetkilisi siyaset kurumu varoluş irademizden, milli akıldan, rasyonel akıldan ve adalet kumaşından koparak “hiç değilse üç beş sene zaman kazandık” eblehliğiyle “bekâ sorununu çözdük” pazarlaması yapan siyaset figürlerinin tahakkümü altındadır.

"SİYASİ BİAT KRİTERLERİ"

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira insanımızın Türk olmaktan, Müslüman olmaktan, şahsiyetli bir birey olmaktan kaynaklanan bütün hakları siyasi biat kriterine bağlanmış; can emniyeti, mülk emniyeti, yarın emniyeti dini-ideolojik bir parti devletinin merhametine bırakılmıştır.

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira son on beş yılın yönetme kusuru; adalet kumaşımızda baki yırtılmaların, kültürel hafızamızda baki tahriplerin, geleneksel ülkülerimizde baki kırılmaların tetikçisi olmuştur.

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira çözüm mevkileri iştahını baki kılmak isteyen, kudretini baki kılmak isteyen, servetini baki kılmak isteyen, kursağını baki kılmak isteyen hastalıklı kurumların, hastalıklı kavramların, hastalıklı figürlerin insafına terk edilmiştir.

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira bekâ sorununu çözme mevkiindeki bütün kurumlar parti aklına kurban edilmiş, partili bürokrasiye peşkeş çekilmiş, dini-ideolojik hedeflere yancı kılınmıştır.

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira bekâ sorunumuz var diye feryat edenler TÜRKİYE’yi bekâ sorunu yaşar hale getirenlerdir.

Bugün Türkiye’nin bekâ sorunu vardır; zira bekâ sorununu mesnet gösterip bizi bekâ sorunu yaşar hale getiren her niyet kusuruna, her ideolojik kusura, her ahlâk kusuruna, her adalet kusuruna, her insanlık kusuruna çanak tutarak “Türkiye’nin üç-beş senesini kurtardık” diyenler; Türkiye’yi üç-beş sene sonra teslim etmeye niyeti olanlardır.

"TÜRK MİLLETİ BU SORUNU AŞACAK KUDRETTE"

Buradan hatırlatmak isterim ki; TÜRK MİLLETİ on küsur yılın yönetme kusurunun karşısına çıkardığı bu sorunu aşacak kültürel donanıma, millet olma şuuruna, birlikte yaşama iradesine ve birlikte başarma kudretine sahiptir. Bu bağlamda Türk Milletinin bekâsının baki garantörünün Ülkücü Hareket olduğu unutulmamalıdır.

Ülkücü Hareket hiçbir siyasi iştihanın yancısı değil Türk Milletinin baki hedeflerinin gözü pek nişancısıdır; törenin bayraktarıdır, ahlâkın bayraktarıdır, adaletin bayraktarıdır. Biliyor ve inanıyoruz ki dün olduğu gibi bugün de, yarın da bayrağı yere düşürmeyecek; bekâmızın gönüllü garantörü olarak üzerine düşen her mesuliyeti yerine getirecektir ve kaybeden hiçbir zaman Türkiye olmayacaktır.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Kaynak: idealhahaber.com

YORUM YAZ

Güvenlik Kodu
Lütfen Dikkat Lütfen Dikkat: Bu sitedeki içeriklere yapılan yorum ve düşünceler tamamıyla yorum sahiplerine aittir. Küfür, hakaret, ırkçılık, siyasi, spam, ticari reklam vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz, bu yorumları yapan kişiler sistem tarafından yasaklanır.
Bursa Web Tasarım