1926 Ankara Anlaşması ile Türkiye'nin Musul ve Kerkük'e müdahalesi

  • 2092
  • 0
YORUM EKLE
Son Güncelleme: 18 Eylül 2017 Pazartesi 07:20

Son günlerin flaş konusu Barzani’nin referandum yapmasıydı. Bu konuda 1926 Ankara Anlaşması Türkiye’ye müdahale hakkı veriyor.

Barzani’nin referandum kararı ve Suriye’nin kuzeyindeki terör koridoru ile Türkiye güneyden kuşatılıyor. 22 Eylül’de yapılan MGK’nın en önemli gündemi bu oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Barzani’yi işaret ederek 'Net olarak görecek' dediği yaptırımların hukuki kaynağının, 1926 Ankara Anlaşması olacağı söyleniyor. Anlaşma, Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulması, sınırların anlamsızlaşması durumunda Türkiye’ye Musul ve Kerkük’e müdahale hakkı veriyor.

Konu ile alakalı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde Ortadoğu Başdanışmanlığını yapan Kerkük Vakfı Başkanı Uluslararası Türk-Arap Diyaloğu Birliği Genel Sekreteri Erşat Hürmüzlü şu bilgileri veriyor:

“Bugün Barzani’nin referandum kararı karşısında bütün Irak halkları, Türkmenler, Araplar hatta bazı Kürtler de Türkiye’den birtakım caydırıcı icraatlar bekliyor. Bu sadece Türkiye’den de değil, İran’dan ve Bağdat Hükümetinden de bekleniyor. Sayın Başbakanımızın İbadi ile görüşmesi ve mutabakat içinde olunduğunun açıklanması önemli bir adım.

ölgedeki bu üç güçlü devletin bir söz ve hareket birliğine varmaları ve bu doğrultuda hareket etmeleri gerekir. En büyük oyuncu Türkiye ve MGK’da da caydırıcı önlemlerinin ortaya koyulması bekleniyor. Bugün Barzani hükümetine Irak kendi kapısını kapattı. Türkiye ve İran da kapısını kapatırsa, ama bunu halka zarar gelmeyecek ölçüde yaparsa Barzani’nin ekonomisine darbe olur ve büyük caydırıcılığı olur. Türkiye Habur’u kapatıp Ovaköy sınır kapısından Irak ile ticaretini sürdürebilir. Hava trafiğinde Kuzey Irak Türkiye’ye muhtaçtır.

Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçebiliyor. Dolayısıyla hava trafiğine ilişkin bir takım önlemler alınabilir. Yine 1926 Ankara Anlaşmasında bazı maddeler var ki Irak hükümetinin buna uymasını öngörüyor. Eğer ayrışma olursa Irak anlaşmanın taahhütlerini yerine getirmemiş olur. MGK’dan 1926 Anlaşmasını masaya getirilmesine ilişkin bir açıklama da gelebilir.”

Ankara Anlaşmasının ilk 5 maddesi

Türkiye ile Irak arasındaki sınırları belirleyen ve komşuluk münasebetlerini düzenleyen Ankara Antlaşması, 05 Haziran 1926 tarihinde, Türkiye, Irak ve İngiltere arasında imzalandı. Antlaşmanın 1. Maddesi ile Türk - Irak sınırı, Milletler Cemiyeti’nin 29 Ekim 1924 tarihinde kararlaştırdığı şekilde (Brüksel Sınır Çizgisi) netleşti. Kuzey Irak’ta bağımsız bir devlet kurulması halinde 1926 Ankara Antlaşması ile Milletler Cemiyeti’nin 29 Ekim 1924 tarihli kararı ortadan kalkmış olacaktı. Böyle bir durumda statüko ante’ye dönülerek Musul ve Kerkük petrol alanları dahil olmak üzere Kuzey Irak bölgesi yeniden Türk toprağı olacaktı. İşte anlaşmanın ilk beş maddesi:

 

Madde 1. Türkiye ile Irak arasında sınır, Milletler Cemiyetinin 29 Ekim 1924 günlü oturumunda kararlaştırılmış çizgiye uygun olarak, aşağıdaki biçimde kesinlikle belirtilmiştir. (Brüksel Sınır Çizgisinin Tanımı) Bununla birlikte, sözkonusu bu sınır Aşuta ve Alamun güneyinde, bu iki yeri birbirine bağlayan yolun Irak topraklarından geçen kesimini Türk toprakları içinde bırakmak üzere, değiştirilmiştir.

 

Madde 2. Son Fıkrası saklı kalmak üzere, 1. Madde ile belirlenen sınır çizgisi işbu Andlaşmaya bağlı 1/250.000 ölçeğindeki harita üzerinde gösterilmiştir. Metin ile harita arasında aykırılık görülürse metin geçerli olacaktır.

 

Madde 3. Birinci Maddede tanımlanan sınır çizgisini toprak üzerinde işaretlemek üzere bir Sınır Komisyonu kurulacaktır. Bu komisyon Türkiye Hükümetince atanacak iki ve Britanya ve Irak Hükümetlerince ortaklaşa atanacak iki yetkili temsilci ile, kendisi kabul ederse, İsviçre Cumhurbaşkanınca İsviçre uyruklu bir başkandan oluşacaktır. Komisyon en kısa sürede ve en geç bu Ândlaşmanın yürürlüğe koyulmasından başlayarak 6 ay içinde toplanacaktır. Komisyonun kararları çoğunlukla alınacak ve buna tüm Bağıtlı Yüksek Tarafların uyması gerekecektir. Sınır Çizimi Komisyonu, her durumda, işbu Ândlaşmadaki tanımları en yakın biçimde izlemeğe çalışacaktır. Komisyonun giderleri Türkiye ve Irak arasında eşit bölüşülecektir. İlgili Devletler, Komisyonun görevini yapabilmesi için, gerekli yerleşme, işçi, gereçler (kayıklar, işaret taşları) ile ilgili tüm konularda, gerek doğrudan doğruya, gerek yerel makamlar eliyle, yardım etmeği yükümlenir. Sözkonusu Devletler, bundan başka, Komisyonca koyulacak nirengi noktalarına, sınır işaretlerine, kazık ve öbür işaretlere uymayı yükümlenir. Sınır işaretleri birinden öteki görünebilecek biçimde koyulacak ve üzerine sayısı yazılacaktır. Bunların yerleri ile sayıları bir harita üzerinde gösterilecektir. Sınırın belirlendiğini gösteren kesin tutanak ve ona ekli haritalar ve belgeler üçer örnek olarak düzenlenecek ve bunlardan ikisi sınırdaş devletleri hükümlerine, üçüncüsü ise, aslına uygunluğu onaylanmış örnekleri Lozan Andlaşmasmı imza eden devletlere sunulmak üzere, Fransız Cumhuriyeti Hükümetine verilecektir.

 

Madde 4. Birinci madde uyarınca Irak'a bırakılan topraklardaki halkın uyrukluğu sorunu Lozan Andlaşmasının 30-36. maddelerine göre çözüme kavuşturulacaktır. Bağıtlı Yüksek Taraflar Lozan Andlaşmasının 31., 32. ve 34. maddelerinde öngörülen seçme hakkının bugünkü Andlaşmanın yürürlüğe koyulduğu günden başlayarak iki ay süre için geçerli olabileceğini kararlaştırmışlardır. Bununla birlikte, Türkiye sözkonusu halktan seçme haklarını Türkiye uyrukluğu için kullananların işbu haklarını tanıma konusunda serbestliğini saklı tutar.

 

Madde 5. Bağıtlı taraflardan her biri 1. maddede belirlenen sınır çizgisinin kesinliğini ve bozulmazlığını kabul ederek, bunu değiştirmeği amaçlayan her hangi bir girişime geçmekten sakınmayı yükümlenir.

Konu ile alakalı Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Okur:

“Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimin hayat damarları Türkiye’den geçiyor. Bölgesel yönetimin ekonomisi, gelirlerinin yüzde 80-90’ı Türkiye ile bağlantılı kazanılıyor. Türkiye’nin petrol satışlarını durdurması, bölgesel ticarete kısıtlama getirmesi bile Erbil’i ciddi ölçüde zora sokacaktır. Erbil bugün uzun süredir maaşları ödeyemeyen, temel alt yapı ile ilgili hizmetleri sunamayan bir yapı olarak karşımıza sunuyor.

Bağımsızlıktan umulan halkın refahının artması ise Türkiye’nin verdiği sinyal, Erbil’in üzerine daha ciddi yüklerin birikeceğini gösteriyor. Bir diğer konu da PKK koridorunu engellemeye yönelik seçenek. Türkiye Fırat Kalkanı ile nasıl bunu yapmışsa Telafer-Şengal güzergahından çekeceği çizgiyle Irak’ta da yapabilir. Ankara Anlaşması’na dikkat çekmekte yarar var. Irak’ın toprak bütünlüğüyle ilgili bir mesele. Bağdat hükümetiyle referandumun önlenmesi konusunda aynı çizgiyi savunsa da Bağdat Hükümetinin Süleymaniye, Erbil ve Duhok’ta bir referanduma evet demesi denklemleri değiştirir. Türkiye’nin Ankara Anlaşmasını gündeme getireceği bir noktaya varır konu. 

Bölgede statüko yeniden değişecekse, Türkiye’nin kendi güvenliği ile ilgili teminatlar içeren yeni talepleri olacaktır. Burada uluslararası hukuk nezdinde Türkiye’ye de söz söyleme hakkı doğar. Bugün Musul kırsalında bulunan ve Musul’a bağlı olan belirli bölgelerde de referandum yapılmak istendiği düşünüldüğünde ve Musul ile ilgili yeni egemenliğin söz konusu olması halinde Türkiye, tarihte yaptığı gibi kendi tezlerini uluslararası kamuoyuyla paylaşmaya başlar.” diyor

 

Kaynak: idealhahaber.com

YORUM YAZ

Güvenlik Kodu
Lütfen Dikkat Lütfen Dikkat: Bu sitedeki içeriklere yapılan yorum ve düşünceler tamamıyla yorum sahiplerine aittir. Küfür, hakaret, ırkçılık, siyasi, spam, ticari reklam vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz, bu yorumları yapan kişiler sistem tarafından yasaklanır.
Bursa Web Tasarım